Mizan'ul Hikmet 1.Cilt
 



295. Bölüm Müminler Azdır


"Süleyman için, o ne dilerse, mabetler, heykeller, büyük havuz-lara benzer çanaklar ve taşınması güç kazanlar yaparlardı. Ey Da-vud ailesi! Şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır."

"Davud: "Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına kat-mak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İman edip salih amel işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!"Demişti. Davud, kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış , tövbe etmiş Allah'a yönelmiş-ti."

"Buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynamağa başlayınca, "her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve iman edenleri gemiye bindir"dedik. Pek az kimse onunla berâber iman etmişti."
"Andolsun ki onlara: "Gökten su indirip onunla, ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?"diye sorarsan, şüphesiz, "Al-lah'tır"derler. De ki: "Övülmek Allah içindir", fakat çoğu bunu akıl etmezler."

Bu konuda altmıştan fazla ayet mevcuttur. Mu'cem kitaplarına müracaat ediniz.
1468. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin kadın mümin erkekten daha az bulunur. Mümin erkek ise simyadan daha az bulunur. Sizlerden hanginiz simyayı bulabildiniz?"

1469. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Velayetimizden dem vuran her-kes mümin değildir; onlar sadece müminler için arkadaş kılınmışlardır."
1470. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Doğru yol hakkında yolcular azdır diye yalnızlık hissine kapılmayın ve korkmayın. Zira insan-lar tokluğu kısa, açlığı ise uzun olan bir sofraya toplanmışlardır."

1471. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah yeryüzünü insanların ihtiyacı-nı bilen, kurtuluş yolunda ilim öğrenen birinden boş bırakmaz. Elbette sayıları azdır. Allah bunu geçmiş peygamberlerin ümmetlerinde açıklığa kavuşturmuş ve onları gelecek kimseler için örnek kılmıştır. Örneğin Nuh kavmi hakkında şöyle buyurmuştur: "Onunla çok azı dışında iman eden olmadı."
bak. el-Bihar, 67/157, 8. Bölüm
En-Nübüvvet (2), 3784. Bölüm

296. Bölüm Müminin Alametleri


1472. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminin alametleri beş-tir: Yalnız kaldığında sakınmak, azlıkta bile sadaka vermek, musibetler karşısında sabretmek, öfkelendiğinde bile hilim sahibi olmak ve korktu-ğunda bile doğru olmak."

1473. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmanın nişanesi; doğru söylemenin zararına, yalan söylemenin ise faydana olduğu yerde, doğru söylemeyi ya-lan söylemeye tercih etmen, bildiğinden fazla konuşmaman ve başkaları hakkında konuşma hususunda Allah'tan korkmandır."

1474. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şu üç şey müminin nişanelerin-dendir: Allah'ı tanımak, Allah'ın dostlarını tanımak ve Allah'ın düşmanla-rını tanımak."

1475. İmam Sadık (a.s), "Müminin mümin olduğunu nereden bilelim? diye sorulun-ca şöyle buyurmuştur: "Allah'a teslimiyet ve kendisine erişen hüzün ve se-vinçlerden hoşnut olmak."
Bu konuda daha önce de birtakım hadisler naklettik, ilerideki bölümlerde de nakledeceğiz.
bak. el-Bihar, 67/261, 14. Bölüm

ed-Din, 1319. Bölüm
284. Konu, eş-Şia

297. Bölüm Müminlerin Sıfatları


1476. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin hayrı umulur. Kötülük-lerinden güvende olunur."
1477. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminler kendilerine kötümser davranır, sürçmelerinden korkar, dünyadan nefret eder, ahirete iştiyak duyar ve Allah'a itaate koşarlar."

1478. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Müminler (her şeyi) kolaya alan ve yumuşak davrananlardır."
bak. el-İslam, 1869. Bölüm

298. Bölüm Müminlerin En Üstünü


1479. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin en üstünü can, aile ve malından (Allah yolunda) geçenlerdir."
1480. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin iman açısından en üs-tünü; alışı verişi, öfkesi ve hoşnutluğu Allah için olandır."

1481. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin en üstünü ahlakı en güzel olandır."
1482. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin iman açısından en üs-tünü kendisinden bir şey istenince veren ve kendisine bir şey verilmeyince müstağni olandır. (rahatsız olmayandır)"

1483. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin en üstünü alışverişte, borcunu ödemede ve alacağını almada cömert davrananıdır."

1484. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin en üstünü kalbi temiz dili doğru olanlardır."
bak. el-Fezilet, 3217. Bölüm
el-Marifet (1), 2585. Bölüm
et-Takva, 4163. Bölüm; el-İslam, 1870. Bölüm


299. Bölüm Resulullah'ı Görmediği Halde İman Eden Kimsenin Üstünlüğü


1485. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Beni gören kimsenin iman etmesi ilginç değildir. Yazılı kağıtları görüp hepsine baştan sona iman eden kim-selerin imanı çok ilginçtir."

1486. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ne zaman kardeşlerimi görece-ğim?"Kendisine, "Biz kardeşlerin değil miyiz?"diye sorulunca şöyle bu-yurdu: "Sizler benim ashabımsınız. Kardeşlerim ise beni görmeden bana iman edenlerdir. Ben onlara iştiyak duyuyorum."

1487. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İman açısından size en ilginç ge-len varlıklar kimlerdir?"Kendisine, "Meleklerdir"denilince, "Onlar Rable-ri nezdindedir. Neden iman etmesinler ki?!"diye buyurdu. Ardından, "O halde Peygamberlerdir"denilince, "Kendilerine vahiy nazil olduğu halde neden iman etmesindeler ki?"diye buyurdu. Sonra,

"Bizleriz"denilince, "Ben aranızda olduğum halde neden iman etmeyesiniz ki? Şüphesiz iman açısından insanlardan bana en ilginç geleni, benden sonra yazılar arasında bir kitap (Kur'an) görüp ona iman eden kimselerdir."diye buyurdu.

24. Konu el-Emanet Emanet


el-Bihar, c. 75/113, 50. Bölüm, Eda'ul Emanet
Vesail'uş Şia, 13/218, 1. Bölüm, Vucub-u Eda'il Emanet

bak.
el-Meclis, 520. Bölüm; en-Nübüvvet (1), 3776. Bölüm

300. Bölüm Emanet


Kur'an
"Onlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler."
1488. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmanın en üstünü emanete riayet etmek; en çirkin ahlak ise hıyanettir."
1489. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Üç şeyde aziz ve celil olan Allah hiç kimseye ruhsat (izin) vermemiştir: Emaneti iyi ve kötü herkese eda etmek, iyi ve kötü herkese verdiği sözünü tutmak, iyi veya kötü olsun an-ne ve babaya iyilik etmek."

1490. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namaz, oruç, hac, bağış ve gece yarısı (ibadetlerdeki) feryatlara fazla itina göstermeyin. Siz doğru sözlü olmaya ve emaneti eda etmeye bakınız."

1491. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Emanete riayet etmek zenginlik-tir."
1492. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ali'yi (a.s), Resulullah (s.a.a) nez-dinde yüce makamlara ulaştıran şeyin ne olduğuna bak ve ona uy. Şüphe-siz Ali (a.s) Resulullah (s.a.a) nezdindeki yüce makama doğru sözlülük ve emanete riayet etmek sebebiyle ulaşmıştır."
bak. es-Sıdk, 2192. Bölüm

301. Bölüm Her Durumda Emanete Riayet Etmek Farzdır


1493. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer Ali'ye kılıçla vuran ve onu öldüren kimse bile bana güvense, benden hayır dilese ve benimle meşveret etse mutlaka emanetini kendisine eda ederim."

1494. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan korkunuz, size güvenen kimsenin emanetine riayet ediniz. Müminlerin Emiri'nin (a.s) katili bile bir emanet hususunda bana güvenecek olursa onu kendisine eda ede-rim."

1495. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Peygamberlerin (a.s) evlatlarının ka-tiline de olsa emanete riayet ediniz."
1496. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hüseyin b. Ali'nin katili de olsa emanete riayet ediniz."

1497. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her ne kadar sana hıyanet etse de, sana güvenene hıyanet etme. Senin sırrını ifşa etse de sen sırrını ifşa et-me."

1498. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yemin ediyorum ki Resulullah'ın (s.a.a), vefatından çok az bir süre önce üç defa bana şöyle buyurduğunu işittim: Ey Ebe'l-Hasan! İyi ve kötü herkese az veya çok hatta bir iğne ve iplik de olsa emanetini eda et."

1499. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz aziz ve celil olan Allah her peygamberi doğru sözlülük ve iyi-kötü herkese emanetini eda etmek üzere göndermiştir."

1500. Resulullah (s.a.a), "Kitap ehlinden bazısı vardır ki kendine güve-necek olursan."ayetini okuyunca şöyle buyurmuştur: "Allah'ın düşmanları yalan söylüyor. Cahiliye döneminde olan emanete riayet dışındaki her şey ayaklarım altındadır. Şüphesiz emaneti iyi ve kötü herkese eda etmek ge-rekir."

1501. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan sakının ve emaneti siyah veya beyaz, Haruri (Harici) veya Şam'lı (Muaviye'nin taraftarı) bile olsa eda ediniz."
bak. vesail'uş Şia, 13/221, 2. Bölüm


302. Bölüm Emanete Riayet Etmeyenin İmanı Yoktur


1502. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Emanete riayet etmeyenin imanı yoktur."
1503. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim dünyada bir emanete hı-yanet eder ve onu ehline geri vermeden ölürse benim dinimden başkası üzere ölmüştür ve Allah'ı kendisine gazab etmiş bir halde görecektir."

1504. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kim kendisine ısmarlanan emane-ti küçümseyerek zayi eden kimse bizden değildir."
1505. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Emanete riayeti olmayanın imanı da yok-tur."

303. Bölüm Emanete Riayetin Etkileri


1506. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Emanet doğrulukla sonuçlanır."
1507. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Emanete riayet güçlenirse doğruluk da artar."
1508. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Emanete riayet ve ahde vefa, amel-lerin doğruluğundandır."

1509. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Emanete riayet etmek zenginlik, hı-yanet ise fakirlik getirir."
1510. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Emanete riayet, zenginlik getirir, hıyanet ise fakirlik."
1511. Lokman (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey oğulcağızım! Emanete riayet et ki dünya ve ahiretin salim olsun. Emin ol ki zengin olasın."

304. Bölüm İtimad Edilmemesi Gereken Kimseler


1512. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Emin olmayan bir kimseye güve-nen kimse için Allah garanti vermez. Zira kendisini ona güvenmekten sa-kındırmıştır."
1513. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İncinmiş insanlara asla güvenme-yin."

1514. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Emanet verdiğin kimseye kötüm-ser olamazsın. İmtihan ettiğin haine emanet verme."
1515. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sana emin kimse hıyanet etme-miştir. Sen emaneti haine vermişsin."
1516. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'ın kullarından bir kulda konuştuğunda yalan söylediğini ve

kendisine güvenildiğinde hıyanet ettiğini gördükten sonra ona Allah'ın emanetini verme hususunda güve-nirse aziz ve celil olan Allah'ın onu verdiği emanet hususunda belaya dü-çar kılması, kendisine bu sebeple bir karşılık ve mükafat vermemesi, üze-rine bir haktır."

1517. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir emanet hususunda şarap içen birine, bile bile güvenirse Allah üzerinde bir garantisi yoktur ve kendisine hiç bir karşılık ve mükafat da verilmez."

1518. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Güvenilir olmayan birine güve-nenin, Allah üzerinde bir hücceti yoktur."
1519. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hain birine emaneti vermem ile zayi edecek birine vermem arasında benim için hiç bir fark yoktur."
bak. vesail'uş Şia, 13/230, 6. Bölüm ve 13/233, 9. Bölüm


305. Bölüm İlahi Emanet


Kur'an
"Doğrusu biz, emaneti göklere, yere, dağlara sunmuşuzdur da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler ve ondan korkup titremiş-lerdir. Pek zalim ve çok cahil olan insan ise onu yüklenmiştir."

1520. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sonra da emanete riayet etmektir. Emanete riayet etmeyen zarar etmiştir. Emanet yükseltilmiş göklere, geniş yerlere ve dikilmiş yüce dağlara sunuldu.

Bu üçünden daha uzun, daha geniş, daha yüce ve daha büyük bir şey yoktur. Eğer bir şey yücelik, ge-nişlik, güçlülük ve dayanıklık açısından emaneti kabul etmeseydi, hiç şüp-hesiz bu üçü kabul etmezdi. Ama cezadan korktular ve kendilerinden da-ha zayıflarının bilmediği şeyi bildiler ve o (kendilerinden zayıf olan) in-sandır."Şüphesiz insan pek zalim ve çok cahildir."

1521. İmam Ali (a.s), "Zındıklardan bazısının, "Allah'ın, "Şüphesiz biz emaneti sunduk..."diye buyurduğunu görüyoruz. Bu emanet nedir ve bu insan kimdir? Aziz ve hikmet sahibi olan Allah'ın bu gerçeği insanlardan gizlemesi doğru olmaz"demesi üzerine şöyle buyurmuştur: "Belirttiğiniz emanet sadece Pey-gamberler ve vasileri arasında olması gereken emanetlerdir."
1522. Bir hadiste yer aldığına göre Ali (a.s) namaz vakti yaklaşınca ne ya-pacağını şaşırıyor,

titriyor ve renkten renge giriyordu. Kendisine, "Sana ne oluyor, ey Müminlerin Emiri?"denilince de şöyle cevap veriyordu: "Namaz vakti gelmiştir. Allah'ın göklere ve yerlere sunduğu halde kabul etmedikleri emanet! Onlar o emaneti kabulden kaçındılar ve korktular."

1523. İmam Sadık'a (a.s) "Adamın biri, "Bana bir elbise al"diye birini gönderiyor. O adam pazara gidiyor ve pazarda kendisinde de var olan bir gömlek görüyor ve bu yüzden ona kendi elindeki gömleği veriyor. (Bunun hükmü nedir?)"diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Bu işi yapmamalı ve kendini kirletmemelidir. Aziz ve celil olan Allah şöyle buyuruyor: "Emaneti...sunduk."Hatta eğer göm-leği pazarda gördüğü gömlekten daha iyi olursa, yine de ona kendi malını vermemelidir."

25. Konu el-Eman Eman dilemek


el-Bihar, 100/43, 5. Bölüm, el-Ahd ve'l-Eman
Kenz'ul Ummal, 4/362, el-Eman ve'l-Muahede, 484, el-Eman

bak.
el-Ahd, 373. Konu; el-Gadr, 385. Konu, el-Hacc, 707. Bölüm

306. Bölüm Eman Dilemek-Sığınmak


Kur'an:
"Ancak, sizinle kendileri arasında anlaşma olan bir millete sığı-nanlar yahut sizinle savaştan veya kendi milletleriyle savaşmayı bı-karak size başvuranlar müstesnadır. Allah dileseydi onları üzerini-ze çullandırırdı da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, si-zinle savaşmaz, size barış teklif ederlerse Allah onlara dokunmanı-za izin vermez."
bak. Maide, 1; Enfal, 56-58, 61, 72; Tevbe, 1, 2, 4-8, 10-13

1524. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Birisi senden canı hakkında eman dilerse onu öldürme."
1525. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim sözleşmeli birini öldü-rürse kırk yıllık uzaklıktan bile duyulan cennetin kokusunu asla duymaz."

1526. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim canı hususunda birine eman verir, sonra da onu öldürürse her ne kadar öldürülen kafir de olsa ben o katilden beriyim."

1527. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim canı hususunda birine eman verir, sonra da onu öldürürse, şüphesiz kıyamet günü hıyanet bay-rağını yüklenir."

307. Bölüm Ahde Vefa Göstermek


1528. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Güvenilir insanlar hakkında ahdini-ze vefa gösterin."
1529. İmam Ali (a.s), Malik-i Eşter'e yazdığı mektupta şöyle buyurmuştur: "Düşmanla aranda bir sözleşme imzalarsan veya ona eman elbisesini giy-dirirsen, sözüne vefa göster ve emanetle sözleşmene riayet et.

Kendini verdiğin emana kalkan yap. Zira insanlar sahip oldukları çeşit çeşit istekler ve dağınık görüşlerine rağmen ilahi farzlardan hiç biri hakkında ahde vefayı ululadığı gibi söz birliği etmemişlerdir."

308. Bölüm Sözleşmelere Saygı


1530. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ümmetimin en düşüğü bile Müs-lümanlar adına eman verebilir."
1531. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müslümanlar kardeştir. Kanları eşit-tir. En düşükleri de eman verebilir. Onlar başkaları karşısında tek bir el gibidir."

1532. İmam Sadık (a.s), Resulullah'ın (s.a.a) "Onların en düşükleri de eman vere-bilir"sözü sorulunca şöyle buyurmuştur: "Eğer Müslümanlardan bir grup asker, müşriklerden bir grup askeri kuşatma altına alırsa ve bu durumda kuşat-ma altına alınanlardan biri gelir de, "Bana eman verin de gelip komutanı-nız ile görüşeyim"derse, Müslüman ordusunun en düşüğü kendisine eman verdiği takdirde, en yüksek olanları da bu söze vefa göstermelidir."


26. Konu el-Uns Ünsiyet


bak.
el-Mehabbet (2), 90. Konu; el-Mukarrebun, 435. Konu; el-Lika,477. Konu; ez-Zikr, 1340. Bölüm

309. Bölüm Ünsiyet


1533. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cahil insan hikmet sahibi kimsenin ünsiyet ettiği kimseden dehşete kapılır."
1534. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Haktan başka bir şeyle ünsiyet etme ve batıldan başka bir şeyden de korkuya kapılma."

1535. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ünsiyet azameti yok eder."
1536. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: " Sıkı dost olmak azameti gide-rir."
1537. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ünsiyet üç şeydedir: Uyumlu ka-dın, iyi bir evlat ve samimi bir dost."


310. Bölüm Allah ile Ünsiyet Etmek


1538. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allahım! Şüphesiz sen dostlarına en iyi ünsiyet edensin. Gurbet ve yalnızlık onları dehşete düşürürse senin zikrin ile ünsiyet bulurlar. Bir musibete uğrarlarsa sana sığınırlar."
1539. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah ile ünsiyet etmenin ürünü in-sanlardan kaçmaktır."

1540. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yaratıklardan kaçmayan kimse Al-lah ile nasıl ünsiyet kurabilir?"
1541. İmam Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah ile ünsiyet kuran insanlar-dan kaçınır."
1542. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlardan ayrı kalan münezzeh olan Allah ile ünsiyet kurar."

1543. İmam Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah ile ünsiyet kurmanın ala-meti, insanlardan kaçmaktır."
1544. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Günahın zilletinden itaatin izzeti-ne erişen kimse ile aziz ve celil olan Allah, ünsiyet ettiği biri olmaksızın ünsiyet eder ve mal ve serveti olmaksızın yardım eder."

1545. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah her mümine imanını kendi-siyle huzur bulacağı bir ünsiyet kılar. Artık bir dağın zirvesinde de olsa yalnızlık hissine kapılmaz."
1546. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ah! Ah! Nur ile dolan kalplere! Şüphesiz dünya onlar nezdinde en kötü yılan ve laf anlamaz düşmandır. Onlar Allah ile ünsiyet edinirler ve refah içinde şımaranların ünsiyet edindikleri şeylerden kaçarlar."
bak. 526. Konu, en-Nur

27. Konu el-İnsan İnsan


el-Bihar, 60/264, Ebvab'ul İnsan ve'r-Ruh ve'l-Beden; 5/309, 15. Bölüm, İllet'ul Helk'il İbad ve teklifihim

bak.
el-Hilkat, 147. Konu; el-Hilafet, 1052. Bölüm; el-İlm, 2836. Bölüm; el-Fezilet, 3213. Bölüm; el-Kalb, 3382. Bölüm, el-Aceb, 2531. Bölüm, en-Ni'met,3902. Bölüm

311. Bölüm İnsanoğlunun Büyüklüğü


"Andolsun ki, biz insanoğullarını şerefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sağladık, temiz şeylerle onları rızıklandırdık, yaratıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık."

1547. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah nezdinde Ademoğlundan daha değerli bir şey yoktur.""Ya Resulullah melekler de mi?"diye soru-lunca, "Melekler ay ve güneş gibi mecburdurlar"diye buyurdu."

1548. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsan dışında hiç bir şey benzeri bin şeyden daha hayırlı değildir."
1549. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Peygamber miraca götürüldüğü gece namaz vakti geldi. Cebrail ezan okudu ve kamet getirdi. Daha sonra şöyle buyurdu: "Ey Muhammed! (namaz için) Öne geç."Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Sen öne

geç."Cebrail, "Allah bizlere Adem'e (a.s) secde etmemizi emrettiği günden beri Ademoğullarından asla öne geçmedik."
1550. İmam Bakır (a.s), Adem'in vefatını anlattıktan sonra şöyle buyurmuştur:

"Sonunda (cenaze) namazının kılınmasına sıra geldi. Hibetullah şöyle de-di: "Ey Cebrail! Öne çık ve Adem'in namazını kıldır. Cebrail (a.s) ona (Adem'in çocuğuna) şöyle buyurdu: "Ey Hibetullah! Allah bize cennette babana secde etmeyi emretti. Dolayısıyla çocuklarından hiç birine imamlık etmemiz yakışmaz."
bak. el-Bihar, 60/268, 39. Bölüm

312. Bölüm Müminin Şerafeti


1551. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin dışında benzerinden bin kat daha hayırlı olan bir şey bilmiyoruz."
1552. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah, kendi ka-tında müminden daha değerli bir varlık yaratmamıştır. Zira melekler bile müminlerin hizmetçileridir."

313. Bölüm İnsanı Meleklerden Üstün Kılan Şey


1553. İmam Sadık'a (a.s), "Melekler mi daha üstündür, yoksa Adem oğulları mı?"diye soran Abdullah b. Sinan'a şöyle buyurmuştur: "Müminlerin Emiri Ali b. Ebi Talib şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz aziz ve celil olan Allah melek-lere şehvetsiz bir akıl vermiştir. Hayvanlara ise akılsız bir şehvet vermiştir.

Adem oğullarına ise her ikisini vermiştir. Aklı şehvetine üstün gelen kimse meleklerden daha hayırlıdır. Şehveti aklına üstün gelen ise hayvan-lardan daha kötüdür."

1554. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah insanı düşünen bir nefis sahi-bi olarak yaratmıştır. Eğer insan bu düşünen nefsini ilim ve amelle tezkiye ederse ilk cevher nedenlerine (Mukaddes akıl sahiplerine) benzer mizacı düzelir ve zıtlardan uzaklaşırsa (ahlaki hasletleri mutedil olur; ifrat ve tefritten salim kalırsa) o zaman da o sağlam yedi gökle ortak olur."

314. Bölüm İnsanın Yaratılış Nedeni


Kur'an:
"Hani Rabbin meleklere "Ben yeryüzünde bir halife var edece-ğim"demişti de melekler, "Orada fesat yapacak, kanlar akıtacak birini mi var edeceksin? Oysa biz Seni överek yüceltiyor ve seni devamlı takdis ediyoruz"dediler. Allah "Ben şüphesiz sizin bilme-diklerinizi bilirim"dedi."

"Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmı-şımdır."
"Eğer Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet kılardı. Fakat, Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, hâlâ ayrılıktadırlar, esasen onları bunun için yaratmıştır."

1555. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan sakınmakla emrolundu-nuz, ihsan ve itaat için yaratıldınız."
1556. İmam Sadık (a.s), "Allah yaratıkları neden yarattı. Oysa onlara muhtaç de-ğildir. Onları yaratma zorunda kalmamıştır. Bizimle oynamak da O'na yakış-maz."diyen bir zındıka şöyle buyurmuştur: "Hikmetini göstermek, ilmini kul-lanmak ve tedbirini geçerli kılmak için yaratmıştır."

1557. İmam Ali (a.s) insanları cihada teşvik ederken şöyle buyurmuştur: "Allah sizleri diniyle yüce kılmış, ibadeti için yaratmıştır. O halde kendinizi hak-kını eda etmeye adayınız."

1558. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala şöyle buyuruyor: "Ey Ademoğlu! Seni bir kar etmek için yaratmadım. Şüphesiz seni benden faydalanasın diye yarattım. O halde her şey yerine beni seç. Zira ben her şey yerine senin yardımcınım."

1559. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey İnsanlar! Şüphesiz aziz ve zikri yüce olan Allah kullarını kendilerini tanısınlar diye yaratmıştır. Onu tanıdıklarında ibadet ederler, ona ibadet edince O'ndan başkasına ibadet-ten kesilirler."Birisi kendisine, "Ey İbn-i Resulillah! Annem babam sana feda olsun,

Allah'ı tanımak nedir?"diye sorunca da şöyle buyurdu: "Her zaman ehlinin kendilerine itaatleri farz kılınan imamları tanımalarıdır."
1560. İmam Sadık (a.s), "Allah'ın insanları ve cinleri sadece bana iba-det etsinler diye yarattım."ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Onları iba-det için yaratmıştır."

1561. Ali b. İbrahim, İmam Sadık'tan (a.s) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Al-lah onları emir, nehiy ve teklif için yaratmıştır. Zorla ibadet etsinle diye yaratmamıştır. Allah onları özgür bir şekilde emir ve nehiylerle imtihan etmek için yaratmıştır."

1562. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın "Fakat, Rabbinin merhamet et-tikleri bir yana, hâlâ ayrılıktadırlar, esasen onları bunun için ya-ratmıştır"ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Allah'ın rahmetini hak edecek ve kendilerini bağışlatacak şeyler yapsınlar diye yaratmıştır."

1563. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah yarattığı şeyleri; kudretini ar-tırmak, zamanının olaylarından korkmamak ve savaşta rakibinin, mal üs-tünlüğü elde etmeye çalışan ortağının ve soyuyla övünenin kendisinden yardım almak için yaratmamıştır. Aksine onlar terbiye olmuş yaratıklar ve düşük kullardır."

1564. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah Tebarek ve Teala, yaratıkları boş yere yaratmamış ve başı boş bırakmamıştır. Aksine kudre-tini açığa vurmak, kendisiyle hoşnutluğunu hak edecekleri itaatiyle mükel-lef kılmak için yaratmıştır. Onlardan bir menfaat elde etmek, onlarla bir zararı def etmek için yaratmamıştır. Aksine onları faydalandırmak ve ebedi nimete ulaştırmak için yaratmıştır."

1565. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın "Fakat, Rabbinin merhamet et-tikleri bir yana, hâlâ ayrılıktadırlar, esasen onları bunun için ya-ratmıştır."ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Onları, rahmetine hak kaza-nacak ve böylece bağışlayacak şeyler yapsınlar diye yaratmıştır."

1566. İmam Sadık (a.s),"Biz (başkalarının) şaşırıp kalması için mi yaratıl-dık."diyen birine şöyle buyurmuştur: "Sen Allah için nesin ki?"O şahıs, "yok olmak için mi yaratıldık?"deyince şöyle buyurdu: "Ey kardeş oğlu, sus! Biz beka için yaratıldık."


315. Bölüm İnsanın Yaratılış Niteliği


Kur'an:
"Sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra kan pıhtısından yaratan; sonra erginlik çağına ulaşmanız, sonra da yaşlanmanız için sizi bebek olarak dünyaya çıkaran O'dur. Kiminiz daha önce öldürülür, kiminiz de, belirtilmiş bir süreye ulaşırsınız. Belki artık düşünür-sünüz."

bak. Al-i İmran, 6; Nisa, 1; En'am, 2; Ra'd, 8; Meryem, 67; Müminun, 12-14; Lokman, 14; Hud, 61; en-Nahl, 4; Hac, 5; er-Rum, 19, 20; Secde, 7-9; Fatır, 11; Yasin, 77; Zümer, 6; Şura, 49, 50; Necm, 32, 45, 46; Vakıa, 57-59; Teğabün, 2, 3; Mülk, 23, 24; Nuh, 14, 17; İnsan, 1, 2; Mürselat, 20, 23; Nebe, 8; Abese, 18-21; İnfitar, 7, 8; Tarık, 5-7; el-Bihar, 60/317, 41. Bölüm

316. Bölüm İnsanın Zayıflığı


Kur'an:
"İnsan zayıf yaratılmıştır."
1567. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Miskin Ademoğlu! Eceli gizli, hastalıkları örtülü, ameli mahfuzdur. Bir sivrisinek incitir, (boğazına tıka-nan) bir damla öldürür, bir ter kokutur! "

317. Bölüm
İnsanın Ölçüsü


1568. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ademoğlu ölçüye en çok benze-yendir. Ya cahillikle hafif gelir, ya da ilmiyle ağır! "

318. Bölüm İnsanın Ölçüsü


1569. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanın değeri iki küçük organıyla-dır: Kalbi ve diliyle. Savaşırsa kalbiyle savaşır ve konuşursa (diliyle) açık konuşur."

1570. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanın iki fazileti vardır: Akıl ve söz. Akılla faydalanır ve sözle fayda verir."
1571. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanın aslı kalbidir. Aklı dinidir. Mürüvveti ise kendisini koyduğu yerdir."
1572. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsan sözüyle ölçülür ve ameliyle değerlendirilir."

1573. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsan zekasıyladır, şekliyle değil. İn-san himmetiyledir, mal ve biriktirdikleriyle değil."
bak. el-Kemal, 3567. Bölüm

319. Bölüm Kamil İnsanın Sıfatı


1574. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aklını ihya etmiş ve nefsini öldür-müştür. Kalını (bedeni) zayıflamış, kabalığı incelmiştir. Kendisine çok nurlu bir ışık doğmuş, yolunu aydınlatmış ve doğru yola sevketmiştir."


1575. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nimetleri değerli olan Allah'ın za-manının bir diliminde ve fetret döneminde bir takım kulları vardır ki Al-lah kendileriyle fikirlerinde hasbihal eder ve akıllarında konuşur. Onlar iş-te böylece o karanlıkların kandilleri ve o şüphelerin delilleri idiler."
bak. el-Eh, 54. Bölüm
467. Konu, el-Kemal



28. Konu el-Ena Kap-Tabak


Vesail'uş Şia, 2/1083, Adem-u Cevaz-i İsti'mal-i Evani'iz-Zeheb ve'l-Fizze

bak.
Ez-Ziynet, 210. Konu, el-Kalb, 3383. Bölüm; el-Ekl, 106. Bölüm



320. Bölüm Altın ve Gümüş Tabaklar


1576. İbn-i Bezi' şöyle diyor: "Ebu'l Hasan Rıza'ya (a.s) altın ve gümüş kapla-rı sordum. Onlardan hoşlanmadığını izhar etti."

1577. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Altın ve gümüş kaplarda yeme-yin."
1578. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Altın ve gümüş kaplar (Allah ve ahirete) yakin sahibi olmayan kimselerin eşyasıdır."
bak. vesail'uş Şia, 2/1086, 67. Bölüm


"Ba"Harfi Konu Başlıkları



" el-Buhl (Cimrilik)
" el-Bid'et (Bidat)
" el-Beda (Beda)
" el-Ebdal (Abdal)
" et-Tebzir (Savurganlık

" el-Birr (İyilik)
" el-Berzeh (Berzah Alemi)
" el-Bereket (Bereket)
" el-Burhan (Burhan-Delil)
" el-Bişr (Güler yüzlülük)

29. Konu el-Buhl Cimrilik



el-Bihar, 73/299, 136. Bölüm, el-Buhl
Kenz'ul Ummal, 3/451, 803, el-Buhl


bak.
es-Seha, 226. Konu; eş-Şuh, 260. Konu, el-Fakr, 3224. ve 3225. Bölümler


321. Bölüm Cimrilik


Kur'an:
"Onlar cimrilik ederler, insanlara cimrilik tavsiyesinde bulunur-lar, Allah'ın bol nimetinden kendilerine verdiğini gizlerler. Kâfirle-re aşağılık bir azab hazırlamışızdır."

"İşte sizler, Allah yolunda infak etmeye çağırılan kimselersiniz. Kiminiz cimrilik yapıyor ama, cimrilik yapan bilsin ki, ancak ken-dine karşı cimrilik etmiş olur. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer O'ndan yüz çevirirseniz sizi ortadan kaldırır, sizin gibi olma-yacak bir milleti yerinize getirir."

bak. Nisa, 53; İsra, 100; Hadid, 24; Kalem, 12
1579. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimrilik tüm ayıpların kötülüğünün toplamıdır. Cimrilik insanı her kötülüğe çeken bir dizgindir."
1580. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ben, kardeşlerimden bi-rini görünce kendisi için Allah'tan cenneti istediğim halde, dinar ve dir-hem hususunda kendisine cimrilik etmek ve kıyamet günü bana, "Cennet senin olsaydı şüphesiz cennet hususunda daha cimri, daha cimri, daha cimri olurdun."denilmesi hususunda Rabbimden haya ederim"

1581. İmam Hadi (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimrilik en çok kınanmış ahlak-tır."
1582. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimrilik utançtır."

1583. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimrilik fakirliğin elbisesidir."
1584. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimrilik (insanın) yüzsuyunu dö-ker."
1585. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Elinde olan şeyler hususunda cimri-lik etmek, mabuda (Allah'a) kötü zan beslemektir."

1586. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Malı hususunda cimrilik eden zillete düşer. Dini hususunda cimrilik eden (taviz vermeyen) kimse ise yüce-lir."
1587. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimrilik sövgünün çoğalmasına se-bep olur."

1588. Şöyle rivayet edilmiştir: "Cimrilikten sakının. Şüphesiz cimrilik afettir ve özgür ve mümin insanlarda bulunmaz. Cimrilik imanla uyuşmaz."
1589. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer aziz ve celil olan Allah mü-kafat veriyorsa, o halde bu cimrilik de neden?"
1590. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimrilikten uzak olan şerefe ula-şır."

322. Bölüm Cimri


1591. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimri kimse varislerinin hazinedarı-dır."
1592. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimrilik sahibini zelil kılar, kendi-sinden uzak durana ise izzet bağışlar."
1593. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimri az bir malını bile kendisinden esirger ve tümüyle varislerine bağışlar."
1594. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimri kimse hürmetini korumaktan çok, ortadan kaldırır."

1595. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cimri kimse Allah'tan ve insan-lardan uzak, ateşe ise yakındır."
1596. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimriye bakmak kalbi katılaştırır."
1597. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimrinin dostu olmaz."

1598. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimriye şaşarım! Kendisinden kaçan fakirliği kendine doğru hızlandırır. Kendisini isteyen zenginliği ise kaybeder. Dünyada fakirler gibi yaşar, ahirette ise zenginler gibi hesaba çekilir."

1599. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünya kendisine yöneldiği halde cimrilik eden veya dünya kendisinden yüz çevirdiği halde cimrilik eden kimseye şaşarım. Oysa dünya kendisine yöneldiğinde infakta bulunması kendisine zarar vermez. Dünya kendisinden yüz çevirmişken cimrilik et-mesinin de kendisine faydası dokunmaz."

1600. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlar için zenginlik istemesi gerekenler cimrilerdir. Zira şüphesiz insanlar zengin olunca malından el çekerler."
1601. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimrilikte insanın Rabbine kötü zan beslemesi (kendisine kötülük olarak) yeter. Şüphesiz her kim (ilahi) mükafata yakin ederse güzel bağışta bulunur."

1602. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimri kimse sıla-i rahime göz dikmemelidir. (cimrilik ve sıla-i rahim uyuşmaz. )"
1603. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bana en uzak olanınız kötü dilli ve çirkin davranışlı cimri kimsedir."
1604. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimriye muhtaç olman dondurucu kıştan daha soğuktur."

1605. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü ateş üç kişiyle ko-nuşur: Zengine şöyle der: Ey Allah'ın kendilerine çok, geniş ve dolu dün-yayı verdiği kimse! Fakir senden az bir borç istedi, sen vermedin ve cimri-lik ettin."Böylece ateş onu yutar..."


323. Bölüm Cimrinin Özellikleri


1606. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz cimri kimse helal olma-yan yoldan bir mal kazanan ve onu yersiz yerde harcayan kimsedir."
1607. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz gerçek cimri malının farz zekatını vermeyen; akrabalarına bağışta bulunmayan ve bunlar dışın-da savurgan davranan kimsedir."

1608. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimri, Allah'ın kendisine farz kıldığı şeylerde cimrilik edendir."
1609. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanlar dört kısımdır: Cömert, kerim, cimri ve aşağılık. Cömert kimse yiyen ve bağışlayandır. Kerim kimse yemeyen ve bağışlayandır.

Cimri kimse yiyen ve bağışlamayandır. Aşağılık kimse ise yemeyen ve bağışlamayandır."
1610. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Gerçek cimri yanında adım zikre-dilince bana selam göndermeyen kimsedir."
1611. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimri selam hususunda cimrilik eden kimsedir."


324. Bölüm Cimri Kimsenin Huzuru Az Olur


1612. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en az rahat edeni cim-ridir."
1613. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimri kimse için rahat yoktur."
1614. İmam Rıza (a.s), babalarından (a.s) şöyle nakletmiştir: "Müminlerin Emiri (a.s) hep şöyle derdi:
"İnsanlar kudretli yarattın

Bazıları cömert, bazıları cimridir.
Ama cömert rahatlık içindedir.
Ama cimri uzun bir uğursuzluk içindedir."
bak. 199. Konu, er-Rahet

325. Bölüm İnsanların En Cimrisi


1615. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en cimrisi Allah'ın kendisine farz kıldığı şeylerde cimrilik edendir."
1616. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en cimrisi, malını kendi-sinden esirgeyen ve varisine bırakan kimsedir."
1617. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah'ın malından farz kıldığını vermede cimrilik etmek en çirkin cimriliktir."

1618. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Müminlerin Emiri (a.s) beş deve yükü hurmayı birine gönderdi. Birisi Müminlerin Emirine (a.s) şöyle dedi: "Falan kimse senden (bu kadar) istemedi. Beş deve yükü yerine bir deve yükü ona yeterliydi."Müminlerin Emiri (a.s) şöyle buyurdu: "Allah müminler arasında senin gibisini çoğaltmasın. Bağışlayan benim, cimrilik eden ise sen! "

1619. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz insanların elinde olan şey-ler hususunda cömert olmak (göz dikmemek) bağışlayarak cömert olmak-tan daha üstündür."
1620. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz insanların en cimrisi, se-lam hususunda cimri olandır."

326. Bölüm Cimriliğin Nişanesi


1621. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sürekli bahane bulmak cimriliğin nişanesidir."
1622. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimri özür ve bahane bulmaya çalı-şan kimsedir."

30. Konu el-Bid'at Bid'at


el-Bihar, 2/261, 32. Bölüm, el-Bid'at ve's-Sünnet
el-Bihar, 2/283, 34. Bölüm, el-Bide' ve'r-Rey
el-Bihar, 72/213, 109. Bölüm, Men İstevla Aleyhim eş-Şeytan min Ashab'il Bide'
El_Bihar 72/216, 110. Bölüm, İkab-u Men Ehdese Dinen ev Ezell'en-Nas
Kenz'ul Ummal, 1/218, 221, 387, fil Bide'

bak.
el-İman, 285. Bölüm; eş-Şirk, 1989. Bölüm; el-Fitne, 3152. Bölüm; el-Küfr, 3495. Bölüm

327. Bölüm Bid'at


1623. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir bid'at çıktığında mutlaka bir sünnet terkedilmiştir. Bidattan sakının. Apaçık yoldan ayrılmayın. İşlerin en iyisi en üstün olanıdır. İşlerin en kötüsü ise yeni çıkan şeylerdir."
1624. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İşlerin en kötüsü yeni çıkan şey-lerdir. Bilin ki tüm bidatlar delalettir. Bilin ki tüm delaletler ise ateştedir."

1625. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İtaat ediniz, bidat çıkarmayınız. Sizlere yetenler söylenmiştir."
1626. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hiç bir şey bidatlar gibi dini yok etmez."

1627. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bidat olan bir sünnet çıkarmaktan sakın! Şüphesiz kul kötü bir sünnet çıkarırsa hem o sünnetin günahını ve hem de o kötü sünnetle amel edenlerin günahını yüklenir."

1628. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Resulullah'a (s.a.a) dinde bidat çı-karan veya bidat çıkarana sığınak veren kimse hakkında sorulunca şöyle buyurdu: "O, İslam'da bir bidat çıkaran, hadsiz hesapsız parçalayan, Müs-lümanların dikkatini çekecek şekilde yağmacılık eden, bidat çıkaran kim-seyi savunan, ona yardım ulaştıran veya yardımcı olan kimsedir."

328. Bölüm Bid'at Ehli


1629. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bidat ehli insanların ve varlıkların en kötüsüdür."
1630. Resulullah (s.a.a), Allah-u Teala'nın "dinlerinde ayrılığa düşüp fırka fırka olan"ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlar bidat ehli ve heva ve hevesler ashabıdır.

Onların tövbesi yoktur. Ben onlardan beriyim onlar da benden beridir."
1631. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bidat ehli cehennem ehlinin kö-pekleridir."