Mizan'ul Hikmet 1.Cilt
 




266. Bölüm İman ve Günahlar


1308. Resulullah (s.a.a) Cabir el-Ensariye'ye şöyle buyurmuştur: "Git ve insanlar arasında şöyle seslen: "Şüphesiz Allah'tan başka ilah olmadığına yakin ve ihlas üzere şehadette bulunan kimseye cennet vardır."

1309. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah, ümmetimden yanına bir şe-yi katıştırmaksızın (ihlas üzere) "la ilahe illallah"ile gelen herkese cenneti farz kıldığı hususunda söz vermiştir."Onlar, "Ya Resulullah (s.a.a)! La ilahe illallah'a katışan şey nedir?"diye sorunca şöyle buyurdu: "Dünya hu-susunda tamaha kapılmak, dünya malı toplamak, başkalarını mahrum bı-rakmak. Bunlar peygamberlerin sözünü söyler, ama zorbaların yaptığını yaparlar."

1310. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'tan başka ilah ol-madığına şehadette bulunur ve kalbi dilini onaylarsa cennete istediği ka-pıdan girer."

1311. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim ihlas üzere "La ilahe illal-lah"derse cennete girer. (Oradakiler) "Bunu ihlaslı kılmak nasıl mümkün-dür."deyince şöyle buyurdu: "Onu Allah'ın haramlarından alı koyması-dır."
1312. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dünya alışverişini dinlerine tercih etmedikleri müddetçe "La ilahe illallah"sözü, kulları Allah'ın gazabından korur."

1313. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dünyaları düzeldiği takdirde din-lerinin gitmesinden korkmadıkça "La ilahe illallah"sözü sürekli olarak in-sanlara Allah'ın gazab etmesini önler."

1314. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hor görüp hafife almadığı müd-detçe "La ilahe illallah"kelimesini söyleyen insana, (bu söz) sürekli fayda verir. Hakkını hafife almak ise günahkarlık aşikar olduğu halde onu çirkin saymaması ve günahları ortadan kaldırmaya çalışmamasıdır."
bak. el-Marifet (3), 2622. Bölüm

267. Bölüm İmanın Kemali


1315. Hz. Mesih (a.s) şöyle buyuruyor: "Tadını almak ve yemekten lezzet al-mak için buğdayı ayrıştırınız, temizleyiniz ve güzel öğütünüz. Aynı şekilde tadını almak ve faydalı bir neticeye ulaşmak için imanınızı halis kılınız."

1316. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Üç şey hiç kimsede kamil şekliyle görülmez: "İman, akıl ve çaba"
bak. ed-Din, 1301. Bölüm
467. Konu, el-Kemal

268. Bölüm İmanı Kemane Erdiren Şeyler


1317. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kimde şu üç özellik bulunur-sa imanın nitelikleri kemale erişmiş olur: Hoşnut olunca hoşnutluğu ken-disini günaha ve batıl şeylere sürüklememesi, öfkelenince öfkesinin ken-disini haktan çıkarmaması ve güç elde edince kendisinin olmayan bir şeyi zorla almaması."

1318. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şu üç şey kimde bulunursa imanı kemale ermiştir: "Allah yolunda hiç bir kınayıcının kınamasından kork-mamak, işlerinde riya ve gösterişe kaçmamak, biri dünya, diğeri ise ahiret olan iki şey kendisine sunulunca ahireti dünyaya tercih etmek."

1319. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şu dört şey kimde bulu-nursa Müslümanlığı kemale ermiş olur, günahları dökülür ve kendisinden hoşnut olduğu bir halde Allah ile görüşür: "İnsanlara verdiği söz husu-sunda Allah için amel etmek, insanlara doğru konuşmak; Allah ve insanlar nezdinde çirkin olan şeyleri yapmaktan utanmak ve ailesine karşı güzel ahlaklı olmak."

1320. Resulullah (s.a.a) "imanımın kemale ermesini istiyorum"diyen birine şöyle buyurmuştur: "Ahlakını güzelleştir imanın kemale erer."

1321. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizden imanı kamil olan kimse Ah-lakı en güzel olanınızdır."
1322. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şu üç şey kimde bulunursa imanı kemale ermiştir: "Akıl, sabır ve ilim."

1323. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Müslümanın dininin kemale erişip erişmediğini öğrenmenin yolu; boş sözleri söylemeyi terk etmesi, cedelleşmeyi azaltması; hilim, sabır ve güzel ahlak sahibi olmasıdır."
bak. Fedakarlık, 3. Bölüm

269. Bölüm İmanı Kemale Erdiren Şeyler


1324. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kulda şu üç özellik bulunmadık-ça imanının hakikati kemale ermez: "Dinde derin anlayışlı olmak, geçiminde programlı olmak ve zorluklar karşısında sabırlı olmak!"
1325. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kulda şu üç özellik olmadıkça imanı kemale ermez: "Darlıkta infakta bulunmak, insaflı olmak ve selam vermek."

1326. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kul ahlakını güzelleştirmedikçe öfkesini intikamla yatıştırmaktan kaçınmadıkça ve kendisi için sevdiğini insanlar için de sevmedikçe imanı kemale ermez. Şüphesiz insanlar cen-nete amelleriyle değil Müslümanların hayrını istemekle girmişlerdir."

1327. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kul kendisi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe; şaka ve ciddi durumlarında Allah'tan korkmadıkça imanı kemale ermez."
1328. İmam Cevad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kul dinini şehvetine terci etme-dikçe imanının hakikati kemale ermez ve şehvetini dinine tercih etmediği müddetçe de helak olmaz."

1329. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kendisinde şu üç özellik bulun-madıkça mümin iman sahibi olmaz ve imanı kemale ermez: "İlim elde etmek, musibetlere sabır etmek ve yaşamında uyumluluk içinde olmak."

270. Bölüm İmanı Kemale Erdiren Şeyler


1330. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kul, münezzeh olan Allah'ın sevdi-ği kimseleri sevmedikçe ve münezzeh olan Allah'ın buğzettiği kimselere buğzetmedikçe imanı kemale ermez."
1331. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminin imanı; rahatlığı, imtihan ve belayı nimet saymadığı müddetçe kemale ermiştir."

1332. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kulda şu beş özellik bulunmadık-ça Allah'a olan imanı kemale ermez: "Allah'a tevekkül etmek, işlerini Al-lah'a havale etmek, Allah'ın emirlerine teslim olmak, Allah'ın kaza ve ka-derinden hoşnut olmak ve Allah'ın verdiği belalara sabretmek. Şüphesiz her kim Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için bağışlar ve Allah için esirgerse şüphesiz imanı kemale ermiştir."

1333. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kulda şu dört özellik bulunmadı-ğı müddetçe imanı kemale ermez: "Ahlakını güzelleştirmek, kendisini ha-fif görmek, çok konuşmaktan sakınmak ve malının fazlasını (çıkarıp) ba-ğışlamak."
1334. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin; fiil, amel, niyet, batın ve zahir (ile ilgili) yüzüç niteliğe sahip bulunmadıkça imanı kemale er-mez..."

271. Bölüm İman ve Huzur


Kur'an
"İman edenlerin, imanlarını kat kat artırmaları için, kalplerine huzur indiren O'dur. Göklerdeki ve yerdeki ordular Allah'ındır. Al-lah bilendir, hikmet sahibi olandır."
1335. İmam Bakır (a.s), "Kalplerine güven indiren O'dur"ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Bu huzur imandır."
bak. Ez-Zikr, 1340. Bölüm


272. Bölüm İmanın Artışı


Kur'an
"Kendilerine Allah'ın ayetleri okunduğunda imanları artar."
"Bir sure inince, aralarında "Bu, hanginizin imanını artır-dı?"diyen ikiyüzlüler vardır. İman edenlerin ise imanını artırmıştır; onlar birbirlerine bunu müjdelemek isterler."

1336. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz iman kalpte bir nokta gibi başlar. İman arttıkça o nokta da artar."
1337. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz iman, kalpte beyaz bir nokta gibi başlar. İman arttıkça beyazlığı artar. İman kemale erince de kalp tümüyle bembeyaz olur."
bak. el-Bihar, 69/175, 33. Bölüm
el-Yakin, 4260. Bölüm

273. Bölüm İmanın Dereceleri


Kur'an
"Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah, işlediklerini görmektedir."
bak. el-En'am, 83, 132; Yusuf, 76; İsra, 21; Ahkaf, 19; Hadid, 10; Mücadele, 11; Haşr, 9, 10
1338. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz imanın en üst mertebesi, bir derecedir. Ona ulaşan şüphesiz kurtuluşa ermiş ve zafere erişmiş olur. Bu derecesi insanın batınının; açığa çıktığı takdirde endişe etmeyeceği ve örtülü kaldığı takdirde ise (ilahi) cezadan korkmayacağı bir derecedir."

1339. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İman on basamağı olan bir mer-diven gibidir. Basamaklarından birbiri ardınca çıkılır. O halde ikinci ba-samakta olan kimse, birinci basamakta olan kimseye, "Senin bir şeyin yok dememelidir. Onuncu basamağa ulaşıncaya kadar bu böyledir. (o da al-tındaki kimseye böyle dememelidir. )

Kendinden aşağıdaki basamakta olanı atma, zira senden yukarıdaki basamakta olanda seni atar. Kendinden bir basamak aşağıda bulunan kimseyi görünce ona yumuşak davranarak onu kendine doğru çıkarmaya çalış. Ona kendisini kıracak derecede dayanamayacağı bir yükü yükleme. (İnsan) Eğer bir mümini kırarsa, kır-gınlığını tedavi etmesi gerekir."

1340. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin yedi derecesi vardır. Aziz ve celil olan Allah bunlardan her birinin derecesini artırır."
1341. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah imanı yedi kısma ayırmıştır: iyilik, doğruluk, yakin, rıza vefa, ilim ve hilim."

bak. el-Bihar, 69/154, 32. Bölüm
el-Marifet (1), 2585. Bölüm
el-Mehabbet (2), 670. Bölüm

274. Bölüm En Üstün İman


1342. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En üstün iman nerede olursan ol, Allah'ın seninle olduğunu bilmendir."
1343. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En üstün iman; Allah için sevmen, Allah için buğzetmen, dilini aziz ve celil olan Allah'ı zikir hususunda kullanman, kendin için sevdiğini insanlar için de sevmen, kendin için sevmediğini onlar için de sevmemen, hayır söylemen veya susmandır."

1344. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En üstün iman sabırlı ve cömert olmaktır."
1345. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En üstün iman güzel ahlaktır."
1346. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En üstün iman (Allah'a duyulan) güzel yakindir."
bak. el-İslam, 1870. Bölüm

275. Bölüm İmanın Dalları


1347. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İmanın yetmiş küsur dalı vardır: En üstünü la ilahe illallah sözüdür. En aşağısı ise yoldan insanlara eziyet veren şeyleri gidermektir. Haya da imandan bir daldır."
bak. Kenz'ul Ummal, 1/35

276. Bölüm İmanın Erkanı


1348. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İman dört erkan üzere kuruludur: Allah'a tevekkül etmek, işlerini Allah'a havale etmek, Allah'ın emrine tes-lim olmak ve Allah'ın kaza ve kaderinden hoşnut olmak."

1349. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İman dört sütun üzere kuruludur. Sabır, yakin, cihat ve adalet."
1350. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İman on şeydedir. Marifet, itaat, ilim, amel, sakınma, çabalama, sabır, yakin, rıza ve teslim olmak. Bu on taneden biri eksilince imanın düzeni bozulur."
1351. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Güzel iffet ve yeterli olan şeylere razı olmak da imanın sütunlarındandır."
bak. el-İslam; 1871, 1873 ve 1874. Bölümler
es-Sıdk, 2190. Bölüm

277. Bölüm İmanın En Sağlam Halkası


1352. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İmanın en sağlam halkası Allah için dost olmak, Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir."

1353. Resulullah (s.a.a), imanın en sağlam halkası sorulunca şöyle buyurmuştur: "Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir."

1354. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz imanın en sağlam halka-sı Allah için sevmek Allah için buğzetmek, Allah için vermek ve Allah için esirgemektir."

1355. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Resulullah (s.a.a) ashabına şöyle buyurmuştur: "İmanın en sağlam halkası hangisidir?"Onlar, "Allah ve Resulü daha iyi bilir"dediler. Bazısı namaz, bazısı zekat,

olduğunu söyle-diler. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Söylediğiniz her şeyin bir üstün-lüğü vardır, ama kastettiğim değildir. İmanın en sağlam halkası Allah için sevmek, Allah için buğzetmek, Allah'ın dostlarıyla dost olmak ve Allah'ın düşmanlarından uzak durmaktır."

1356. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En sağlam halka takva kelimesi-dir."
bak. 91. Konu, el-Mehabbet (3)
el-İmamet (3), 190. Bölüm

278. Bölüm Kalıcı ve Geçici İman


Kur'an
"O, sizi bir tek nefisten yaratandır. (Sizin için) Sabit ve sürekli olan ile emanet ve ödünç olarak verilen vardır. Anlayan kavim için ayetleri uzun uzadıya açıkladık."
1357. İmam Sadık (a.s), kalıcı ve geçici iman hakkında şöyle buyurmuştur: "Sü-rekli olan sabit olan imandır, emanet olan ise eğreti duran imandır."

1358. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmanın bir kısmı kalplerde sabittir. Diğer bir kısmı ise kalpler ve göğüsler arasında belli bir zamana kadar eğ-reti durmaktadır. Eğer birinden beri uzak olduğunuzu ilan etmişseniz, ölüm gelip çatıncaya kadar onu kendi haline bırakın. (İman veya küfrü hakkında hüküm vermeyin. Son anda da olsa gerçek ve kalıcı bir iman el-de edebilir.) O zaman kendisinden beri olma haddi gerçekleşmiş olur."


279. Bölüm İmanı Sabit Kılan Şey


1359. İmam Sadık (a.s), "Kulda imanı sabit kılan şey nedir?"diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Kulda imanı sabit kılan şey sakınmadır. Kulu imandan çıka-ran şey ise ihtirastır."

1360. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kimin ameli, sözü ile uyum içinde olursa kurtuluşuna tanıklık edilmiştir ve her kimin de ameli sözü ile uyum içinde olmazsa imanı eğretidir. (Ödünç olarak verilmiştir. )"

1361. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah şüphesiz ki adildir. İnsanları kendine imana davet etmiştir; küfre değil. O halde her kim Allah'a iman eder ve imanı Allah nezdinde sabit olursa, Allah da onu imandan küfre geri çevirmez."

1362. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Kumeyl! Seni eğriliğe sürükle-meyen; seni götürdüğümüz ve sana gösterdiğimiz yoldan saptırmayan apaçık yolu kat ettiğin müddetçe kalbinde imanın yerleşmesine hak ka-zanmış birisin."

1363. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminin imanı sadece amelle sa-bit kalır ve amel, imanın bir parçasıdır."
1364. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:

"Şüphesiz Allah peygamberleri nübüvvet karakteri üzere yaratmıştır; bu yüzden asla geri dönmezler. Va-sileri de vasiyetleri esasınca yaratmıştır; ebedi olarak geri dönmezler. Müminleri ise iman esası üzere yaratmıştır; onlar da asla geri dönemezler. Bazı müminlerin imanı ise eğretidir. (ödünçtür. ) Bunlar da eğer dua eder ve duada ısrar ederlerse iman üzere ölürler."
bak. el-Bihar, 69/212, 34. Bölüm

280. Bölüm İmanın Tadına Varmak


1365. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şu üç şey her kimde bulunursa imanın tadına varır: En çok sevdiği şey Allah ve Resulü olan kimse, ateşte yanmayı dininden dönmekten daha çok seven kimse ile Allah için seven ve Allah için buğzeden kimse."

1366. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şu üç şey kimde olursa imanın tatlılığını tadar: Allah ve Resulünü, gayrisinden daha çok sevmek, insanı sadece Allah için sevmek ve Allah kendisini içinden kurtardıktan sonra ateşe düşmeyi sevmediği gibi küfre düşmeyi de sevmemek."

1367. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şu üç şeyle kim amel ederse ima-nın tadını alır. Tek ve kendisinden başka ilah olmayan Allah'a ibadet eden, malının zekatını gönül hoşluğu içinde ödeyen ve nefsini tezkiye eden kim-se."
1368. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'ı Rab, İslam'ı din ve Mu-hammed'i elçi olarak kabullenen ve razı olan kimse imanın tadını alır."

281. Bölüm İmanın Tadını Almamak


1369. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şaka veya ciddi olarak yalanı terk etmeyen kul imanın tadını alamaz."
1370. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

"Kul; kendisine ulaşanın hata olma-dığını ve kendisine ulaşmayanın da ulaşmayacak olduğunu bilmedikçe şüphesiz imanın tadını alamaz. Şüphesiz yarar ve zarar veren sadece aziz ve celil olan Allah'tır."
1371. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminde şu üç özellik bulunma-dıkça imanın hakikatini tadamaz: Dinde derin anlayış, musibetlere karşı sabır ve yaşantısını güzel programlamak."

1372. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şu dört şeye iman etmeyen kimse imanın tadını alamaz: Allah'tan başka ilah olmadığına, Allah'ın elçisi ol-duğuma ve beni hak üzere gönderdiğine; öleceğine, ölümden sonra yeni-den bir gün dirileceğine ve kadere tümüyle iman etmek."

1373. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kul Allah için sevip Allah için buğz etmedikçe imanın berraklığını elde edemez. Allah için sever ve Allah için nefret ederse Allah'ın velayetine hak kazanır."

282. Bölüm İmanın Tatlılığını Tatmamak


1374. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kimin en çok çabası şehvetle-re erişmek olursa, kalbinden imanın tatlılığı çıkacaktır."

1375. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünyadan yüz çevirmediğiniz müddetçe kalplerinizin iman tatlılığını tatması haramdır."

1376. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsan kimin dünyayı yediğini önemsemezse asla kalbinde imanın tatlılığını bulamaz."

1377. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kaderin hayır ve şerrine iman et-medikçe insan imanın tatlılığını bulamaz."
bak. el-İbadet, 2504. Bölüm
el-Mehabbet (2), 672. Bölüm; el-İlm, 2898. Bölüm

283. Bölüm İmanın En Düşük Mertebesi


1378. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanın sahip olduğu taktirde mü-min sayıldığı şeyin en düşüğü; Allah Tebarek ve Teala'nın kendini ona ta-nıtması, Allah'ın emirlerine itaat etmesi, ona Peygamberini (s.a.a) tanıt-ması, peygamberlerin emrine itaat etmesi, yeryüzündeki hüccetini kendi-sine tanıtması,

onun emirlerine de teslim olmasıdır."Selim şöyle diyor: Ben, "Ey Müminlerin Emiri! Eğer bunlardan başka bir şey bilmezse ye-terli midir?"diye sordum, şöyle buyurdu: "Evet, kendisine her ne zaman emredilirse itaat eder ve nehy edilirse sakınırsa yeterlidir."
bak. el-Marifet (3), 2613. Bölüm

284. Bölüm İmandan Çıkaran Şey


1379. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ki kul, birbirine benze-yen ve bilinen beş şeyle imandan çıkar: Küfür, şirk, delalet, fısk ve büyük günahlar işlemek."

285. Bölüm İnsanı İmandan Çıkaran En Küçük Şey


1380. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanı imandan çıkaran en küçük şey birini din kardeşi edinmesi ve ardından bir gün kınaması için yanlış-lıklarını saymasıdır."

1381. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En düşük küfür, insanın karde-şinden bir söz işitince onu rezil etmek için hemen ezberlemesidir. Bunlar ahlakı olmayanlardır."
1382. İmam Sadık (a.s), "İnsanı kafir kılan en düşük şey nedir?"diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "İnsanın bir bidat çıkarması, onu savunması ve muhale-fet eden herkesten uzak durmasıdır."

1383. İmam Sadık (a.s), "İnsanı kafir kılan en düşük şey nedir?"diye sorulunca yerden çakıl taşları alarak şöyle buyurmuştur: "Bu taşların tane olduğunu söy-lemesi ve kendisine muhalefet edenlerden uzak durmasıdır."
1384. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanı imandan çıkaran en düşük şey, (dinde) boş konuşanlarla oturması, sözünü dinlemesi ve dediklerini onaylamasıdır."
bak. el-Bihar 2/301-302
eş-Şirk, 1989. Bölüm
el-Küfr, 3495. Bölüm
30. Konu, el-Bid'at


286. Bölüm İman ile Uyuşmayan Şey


Kur'an
"Ey iman edenler! Sizden olmayanı sırdaş edinmeyin."
"Ey iman edenler! Yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında: "Onlar yanımızda olsalardı ölmezler ve öldürülmezler-di"diyen kafirler gibi olmayın."

"Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkmanız si-ze helal değildir."
"Ey iman edenler! Mallarınızı karşılıklı rıza ile yapılan ticaret dışında batıl ile (haram ve haksızlıkla) aranızda yemeyin,"

"Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin."
"Ey iman edenler! Yahûdileri ve Hıristiyanları yönetici (ve dost) olarak benimsemeyin,"
"Ey iman edenler! Kendilerine sizden önce kitap verilenlerden, dininizi alaya ve eğlenceye alanları ve küfredenleri dost olarak be-nimsemeyin."

"Ey iman edenler! Allah'ın size helal ettiği temiz şeyleri haram kılmayın,"
"Ey iman edenler! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın."
"Ey iman edenler! Savaş için ilerlerken, küfredenlerle toplu hal-de karşılaştığınızda onlara arkanızı dönmeyin."
"Ey iman edenler! Allah'a ve Peygambere karşı hainlik etmeyin,

size emanet verilen şeylere bile bile hıyanet etmeyin."
"Ey iman edenler! Babalarınızı, kardeşlerinizi küfrü imana ter-cih ediyorlarsa dost edinmeyin."
"Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin."
"Ey iman edenler! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar nama-za yaklaşmayın."
"Ey iman edenler! Şeytana ayak uydurmayın."

"Ey iman edenler! Mûsa'yı incitenler gibi olmayın. Nitekim Allah onu, söylediklerinden beri tutmuştu."
"Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın,"

"Ey iman edenler! Gizli konuştuğunuz zaman, günah işlemeyi fısıldaşmayın;"
"Ey iman edenler! Sizi, mallarınız ve çocuklarınız Allah'ı an-maktan alıkoymasın;"
"Ey iman edenler! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şey-tan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının"
1385. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hırs ve iman ebedi olarak kulun kalbinde toplanmaz."

1386. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim katılık, kabalık ile nasip-lenirse imandan mahrum kalır."
1387. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İki haslet müminde bir araya gel-mez: Cimrilik ve rızık hususunda kötü zan."
1388. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İki huy müminde bir araya gel-mez: Hırs ve kötü ahlak."

1389. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin kimse yalan ve hıyanet dı-şında her hasleti huy edinir."
1390. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin talihsiz ve rızıksız kal-maz."
1391. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şu altı şey müminde olmaz: Dar-lık, talihsizlik (veya hayırsızlık) çekememezlik, inatçılık, yalan ve zorba-lık"

bak. el-İslam, 1878. Bölüm
el-Kizb, 3458. Bölüm
el-Emanet, 302. Bölüm

287. Bölüm İmanın Getirdikleri


Kur'an
"Ey iman edenler! Allah'tan, sakınılması gerektiği gibi sakının, sizler ancak Müslüman olarak can verin."
"Ey iman edenler! Sabredin, (düşmanlarınıza karşı) sebat göste-rin, hudutlarınızı koruyun."
"Ey iman edenler! Allah için şahit olarak adaleti gözetin."
"Ey iman edenler! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahit-ler olun."
"Ey iman edenler! Akitleri yerine getirin."

"Ey iman edenler! Allah'a ve peygamberine itaat edin, Kur'an'ı dinleyip dururken yüz çevirmeyin."
"Ey iman edenler! Allah ve Peygamber, sizi, hayat verecek şeye çağırdığı zaman icabet edin."
"Ey iman edenler! Allah'tan sakınırsanız, O size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir."


"Ey iman edenler! Bir toplulukla karşılaşırsanız dayanın; başa-rıya erişebilmeniz için Allah'ı çok anın."
"Ey iman edenler! Yakınınızda bulunan küfredenlerle savaşın; sizi kendilerine karşı sert bulsunlar."
"Ey iman edenler! Allah'ı çok anın."

"Ey iman edenler! Allah'tan sakının, dürüst söz söyleyin."
"Ey iman edenler! Allah'tan sakının; herkes yarına ne hazırladı-ğına baksın."
"Ey iman edenler! Allah'ın dininin yardımcıları olun."
"Ey iman edenler! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyun."
"Ey iman edenler! Yürekten tövbe ederek Allah'a dönün."

"Ey iman edenler! Siz kendinize bakın; doğru yolda iseniz sapı-tan kimse size zarar veremez."

288. Bölüm Müminin Bu İsimle Adlandırılma Sebebi


1392. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizlere müminin neden mümin olarak adlandırıldığını söyleyeyim mi? Çünkü insanların canı ve malı on-dan güvendedir."
1393. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminin mümin olarak adlandı-rılması şüphesiz Allah'tan güven dilemesi ve Allah'ın da kendisine güven-ce vermesindendir."

1394. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz müminin mümin olarak adlandırılması Allah'ın azabından güvende olması, kıyamet günü Allah'ın güvenliğine ermesi ve Allah'ın kendisinin güvenlik isteğini kabul etme-sindendir."

289. Bölüm Müminin Azameti


1395. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin hürmet açısından Ka-be'den daha yücedir."
1396. Rivayet edildiği üzere Resulullah (s.a.a) Kabe'ye bakarak şöyle buyurmuştur: "Merhaba sana ey ev! Allah nezdinde ne kadar da değerli ve saygınsın! Allah'a andolsun ki müminin hürmeti senden daha çoktur. Zira Allah senden sadece bir şeyi haram kılmış müminden ise üç şeyi: Malını, kanını ve kendisi hakkında kötü zan edilmesini."

1397. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz aziz ve celil olan Allah mümine üç özellik vermiştir: Dünya ve dininde izzet, ahirette kurtuluş ve dünyadakilerin kalbinde heybet ve azamet."
1398. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz mümin insan ehlini ve çocuğunu tanıdığı gibi göklerde tanınır. Zira mümin Allah nezdinde mu-karrep meleklerden daha değerlidir."

1399. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Övgüsü yüce Allah şüphesiz şöyle buyurmuştur: "İzzetim ve celalime andolsun ki yarattığım varlıklar ara-sında bana mümin kulumdan daha sevimli bir varlık yoktur."

1400. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yaratıklar aziz ve celil olan Al-lah'ın sıfatlarının hakikatine eremez. Aziz ve celil olan Allah'ın sıfatlarının hakikatine eremediği gibi Resulullah'ın (s.a.a) sıfatlarının da hakikatine eremez. Resulullah'ın (s.a.a) sıfatlarının hakikatine eremediği gibi İmam'ın (a.s) sıfatlarının hakikatine de eremez. İmam'ın (a.s) sıfatlarının künhüne eremediği gibi müminin sıfatlarının künhüne de eremez."

1401. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah şöyle bu-yurmuştur: "Yeryüzünde yarattığım kullardan doğu ve batı arasında sade-ce adil bir imamla birlikte olan bir tek müminden başka hiç kimse olma-saydı bile, onların ibadetiyle yeryüzünde yarattığım bütün varlıkların iba-detinden müstağni olurdum ve yedi kat gökler ve yedi kat yerler yine di-kilmiş olurdu."
1402. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin Allah nezdinde mukarrep meleklerden daha değerlidir."

290. Bölüm Müminler Bir Tek Beden Gibidirler


1403. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin sevgi, duygu ve mer-hamet açısından örneği beden örneğidir. Bir organı rahatsız olunca diğer organları da uykusuz kalır ve ateşlenir."

1404. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hayır, Allah'a andolsun ki mü-min, kardeşi için bir damarı (dert veya hastalıktan) hareket ettiğinde diğer damarları da harekete geçen bir beden gibi olmadıkça mümin sayılmaz."
1405. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin kanları eşittir. Başka-ları karşısında bir el gibidirler. Müminlerin en düşüğü bile (düşmanı) zimmetine alacak olursa diğerleri saygı gösterir."

1406. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her ne kadar evleri ve bedenleri birbirinden ayrı olsa da müminler birbirinin hayrını ister ve birbirlerini severler. Facirler ise her ne kadar evleri ve bedenleri bir olsa da birbirini aldatır ve yardımsız bırakır."


291. Bölüm Mümin Kimdir?


Kur'an
"İman edenler ancak, o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri titrer ayetleri okunduğu zaman bu onların imanlarını artırır ve Rablerine tevekkül ederler; namaz kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince infak ederler. İşte gerçekten iman etmiş olanlar bunlardır. Onlara Rablerinin katında mertebeler, mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır."

bak. Tevbe, 71; Yusuf, 106; Müminun, 1-11; Kasas, 52-55; Secde, 15-19; Şu-ra, 36-39; Fetih, 29; Beyyine, 5, 7-8
1407. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin sevinci yüzünde, hüznü ise kalbindedir. Göğsü her şeyden daha geniş ve nefsi her şeyden daha düşüktür.

Mümin yücelmekten hoşlanmaz, meşhur olmayı kötü bilir. Gamı uzun, himmeti yücedir. Sessizliği çok, vakti doludur. Şükreder, sab-reder, düşüncelere dalar, dostluğuna bağlı kalır. Ahlakı sade, huyu yumu-şak, iradesi ise kayadan daha serttir. Buna rağmen hor bir köleden daha düşüktür."

1408. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin sarsıcı zorluklar anında va-karlı ve tatsızlıklarda ise sabittir. Belalarda sabırlı, rahatlıkta şükredicidir. Allah'ın verdiği rızıklara kanaat eder, düşmanlara zulmetmez, dostlarına kin gütmez (veya onlar için başkalarına zulmetmez veya günah işlemez) İnsanlar ondan güvendedir, nefsi ise sıkıntıdadır."

1409. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz mümin hoşnut oldu-ğunda hoşnutluğu kendisini günah ve batıl işlere düşürmeyen ve öfkelen-diğinde ise kendisini hak sözden uzaklaştırmayan kimsedir. Mümin güç elde ettiğinde gücü kendisini tecavüze ve hakkı olmayan bir şeye sürük-lemeyen kimsedir."

1410. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin güzel bir yardımcıdır. Masrafsız ve zahmetsizdir. Hayatı programlıdır ve bir delikten asla iki de-fa sokulmaz."
1411. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin her durumda hayır üzere-dir. Ruhu göğsünden alındığı zaman bile Allah'a hamd eder."

1412. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin nankörlük görür. (insanla-ra yaptığı bütün iyiliklere rağmen kendisine teşekkür etmezler. )"

1413. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin müminin kardeşidir. Her durumda birbirinin hayrını dilemeyi terk etmez."
1414. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin dünyada başına gelen şey-ler sebebiyle kınanmaz. Şüphesiz kafir kınanır."
1415. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin yumuşak ve ramdır. Öyle ki ahmak olduğunu sanırsın."

1416. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin sade kalpli ve yücedir. Nef-sinin eminidir ve sürekli endişeli ve hüzünlüdür."
1417. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin nefsinin eminidir; nefsani istekleri ve hisleriyle savaşır."
1418. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin öğüt verilince (günahtan) çekinir. Sakındırılınca sakınır, öğüt verilince öğüt alır, hatırlatılınca hatır-lar ve zulmedilince bağışlar."

1419. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminin adeti, zühtü; tek derdi, di-ni; izzeti, kanaatidir. Tüm gayreti, ahireti içindir. Güzellikleri çok ve dere-celeri yücedir. Kurtuluşun eşiğindedir."
1420. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin salim kalmak için susar, faydalanmak için konuşur."
1421. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin dininde güçlü ve yumu-şaklığında uzak görüşlüdür. İmanı yakin ile birliktedir. (Dini) anlayışta hırslı ve doğru yolu kat etmede sevinçlidir. İşine gücüne rağmen namazını terk etmez."

1422. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin hilim sahibidir, cahillik etmez. Kendisine cahillik edilince sabreder. O asla zulmetmez ve kendi-sine zulmedilince bağışlar. Kendisi cimrilik etmez, kendisine cimrilik edi-lince tahammül eder."
1423. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin kazancı helal, ahlakı güzel ve batını salim olan, malının fazlasını infak eden ve fazla konuşmaktan sakınan kimsedir."

1424. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin, dininde izzetli olandır."
1425. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin ilim ve hilmi bir-birine karışan, ilim öğrenmek için oturan, salim kalmak için susan, anla-mak için konuşan (soru soran), emanetini (sırrını) dostlarına söylemeyen kimsedir."
1426. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin gayret sahibidir. Allah ise daha çok gayretlidir."

1427. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin hoş gönüllü ve yücedir. Fa-cir ise hileci ve aşağılıktır."
1428. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin sürekli Allah'ı zikreder, çok düşünür, nimetlere şükreder ve belalarda sabırlıdır."

1429. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin kalbi aşağılık şeylerden te-miz olandır."
1430. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin uyanık olur ve iki güzellik-ten birini bekler."
1431. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin zenginlikte iffetlidir ve dün-yadan münezzehtir."

1432. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin rahatlıkta şükredici, belalar-da sabırlı ve nimetlerde korkan kimsedir."
1433. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin kendisinden bir şey istenin-ce fazla yardım eder. Ama kendisi birinden bir şey istemeyi düşüklük sa-yar."

1434. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin faydadır. Eğer onunla yü-rüyecek olursan sana fayda verir; eğer onunla meşveret edecek olursan sana menfaati dokunur. Müminin her şeyi faydadır."
1435. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin insanların kanları ve mal-ları hususunda güvende oldukları kimsedir."
Bu anlamda birçok hadis vardır.

1436. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin nefsinin kendisinden sı-kıntıda insanların ise kendisinden güvende olduğu kimsedir."
1437. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin, ailesinin iştahıyla yer; münafık ise ailesi kendisinin iştahıyla yer."
1438. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin önce selam verir, münafık ise, "bana selam verilmelidir."der."
1439. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin dünyada garip gibidir. İz-zetine ünsiyet edilmez ve horluğundan sızlanmaz."

1440. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an, müminin bir çok nefsani isteklerini kayıt altına almıştır."
1441. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin bir midesiyle yer, kafir ise yedi midesiyle yer."
1442. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin müminin aynasıdır."

1443. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin mümin kardeşinin aynası-dır. Gıyabında hayrını diler,huzurunda rahatsızlıklarını giderir ve mecliste ona yer açar."
1444. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin mümin için bir bina gibi-dir. Bazısı bazısını sağlam kılar."
1445. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin dinini dünyası ile koruyan facir kimse ise dünyasını dini ile koruyandır."
1446. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin ünsiyet edinir ve kendisi ile ünsiyet kurulur. Ünsiyet etmeyen ve edilmeyen kimse de hayır yoktur. İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olanıdır."

1447. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin tenasül organına mağlup düşmez ve karnı kendisini rezil edemez."
1448. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin düşmanına zulmetmez ve dostu için günah işlemez. Eğer kendisine zulmedilirse aziz ve celil olan Allah intikamını alıncaya kadar sabreder."
1449. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin ünsiyet edinir ve insanlar da kendisiyle ülfet edinir."
1450. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin zeki, akıllı ve uyanıktır."

1451. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin masrafsız ve zahmetsiz-dir."
1452. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin insanların kendileri ve malları hakkında kendisinden güvende oldukları kimsedir."
1453. Allah-u Teala Musa'ya (a.s) şöyle öğüt vermiştir: "Mümin ahiretin kendi-sine süslendiği kimsedir. Bu yüzden yorulmadan ve gevşemeden gözlerini ahirete dikmiştir. Ahirete olan aşkı kendisi ile hayatın lezzetleri arasına girmiş ve onu hedefine doğru süren binici gibi sabahlara kadar uyanık tutmuştur. Gece gündüz hüzün taşır."
Bak, el-İslam, 1868. Bölüm
et-Takva, 4163. Bölüm

292. Bölüm Mümin Kimdir?


1454. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Akıl müminin dostudur; ilim veziri sabır ordularının emiri ve amel velisidir."
1455. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin gücü yettiği şeylerde çaba harcar ve gücü yetmediği şeylerde ise eseflenir."

1456. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim iyi işine sevinir ve kötü işlerinden rahatsız olursa mümindir."
1457. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah mümine üç haslet vermiştir: Dünya ve dininde izzet, ahirette kurtuluş ve insanların kalbinde azamet ve heybet."

1458. Resulullah (s.a.a), müminin sıfatları hakkında şöyle buyurmuştur: "Mümi-nin davranışları yumuşak, görüşmesi tatlıdır. Her şeyin yücesini arar, ah-lakın en değerlisini talep eder. Düşmanlık duyduğu kimseye zulmetmez, sevdiği kimse için günah işlemez. Masrafı az, yardımı çoktur. O'nu görü-yormuşçasına güzel işler yapar. Gözleri (tevazudan) yumuludur.

Açık bir eli vardır. İsteyeni boş geri çevirmez. Sözünü tartar, dilini tutar, arkada-şından da olsa batıl bir şeyi kabul etmez. Düşmanından da olsa hakkı reddetmez. Sadece bilmek için öğrenir ve sadece amel etmek için bilmek ister. Dünya ehli ile yürüyecek olursa onların en uyanığı ahiret ehli ile yü-rüyecek olursa onların en çok sakınanıdır."

1459. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin kendisinde şu üç sıfat ol-madıkça mümin olmaz: Rabbinden bir sünnet, Resulünden (s.a.a) bir sünnet ve Veli'sinden (a.s) bir sünnet.

Rabbinden olan sünnet sırrı sakla-masıdır. Resulünden olan sünnet insanlarla iyi geçinmesidir. Velisinden (a.s) olan sünnet ise darlık ve sıkıntılarda sabretmektir."

1460. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gerçekten mümin Allah'ı (bela-lar ve günahlar hususunda) koruyucu ve sözünü aynası edinmiştir. Bir de-fasında (o aynada) müminlerin sıfatına bakar, bir defasında zorbaların sı-fatına bakar, onda nükteler görür, kendisini tanır, zekası hakkında yakine erer ve temizliğinden emin olur."

1461. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! Bilin ki şüphesiz mümin gece gündüz nefsine karşı kötümser olur, sürekli nefsini kınar ve ondan sürekli daha fazla iyi şeyler ister."


293. Bölüm Müminin Sertliği


1462. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin dağdan daha serttir. Dağ-dan azalır, ama müminin dininden bir şey azalmaz."
1463. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin demir parçasından daha serttir; demir ateşe konduğunda değişir, ama mümin defalarca öldürülse de kalbinde bir değişiklik olmaz."

1464. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin dağdan daha serttir; zira dağ balta darbeleri altında yarılır, ama müminin dini hiç bir şeyle yarıl-maz."
294. Bölüm
Her Şey Mümine Boyun Eğer

Kur'an
1465. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz her şey mümine boyun eğer ve her şey ona saygı gösterir."Daha sonra şöyle buyurdu: "Eğer insan Allah için ihlaslı davranırsa Allah her şeyi hatta böcekleri, sürüngenleri, yeryüzündeki yırtıcıları, göklerdeki kuşları ve denizlerdeki balıkları da ondan korkutur."

1466. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin herkesin kendisinden korktuğu kimsedir. Zira o Allah'ın dininde güçlü ve azizdir. Hiç bir şey-den korkmaz. Bu her müminin nişanesidir."

1467. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her şey; hatta böcekler, sürün-genler, yeryüzündeki yırtıcılar ve gökyüzündeki kuşlar bile müminin kar-şısında boyun eğer."
bak. el-Havf, 1141. Bölüm