Mizan'ul Hikmet 1.Cilt
 



231.Bölüm Kıyamet Mehdi (a.s) Zuhur Edinceye Kadar Kopmaz


1170. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Yeryüzü zulüm ve düşmanlıkla dolmadıkça kıyamet kopmaz. Sonra Ehl-i Beyt'imden olan biri kıyam ederek, yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi adalet ve insafla doldurur."
1171. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ehl-i Beyt'imden, adı adım ile eş-leşen (adaşım) birisi hükümet kurmadıkça kıyamet kopmaz."

232. Bölüm Peygamber'in Ehl-i Beyt'inden Biri Yeryüzünü Adelet-le Dolduracaktır


1172. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bir günlük zaman da kalsa Allah-u Teala Ehl-i Beyt'imden, yeryüzünü zulümle dolduğu gibi adaletle dol-duracak birini gönderir."

1173. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Benden sonra halifeler, halifeler-den sonra emirler, emirlerden sonra melikler, meliklerden sonra da cab-barlar (zorbalar) olacaktır. Sonra Ehl-i Beyt'imden biri çıkar da yeryüzü zulümle dolduğu gibi onu adaletle doldurur."
1174. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dünyadan geriye bir gece de kalsa Ehl-i Beyt'imden biri dünyada hükümet kuracaktır."
bak. el-Adl, 2546. Bölüm

233. Bölüm Mehdi'nin (a.s) Adının Resulullah'ın (s.a.a) Adıyla Ay-nı Oluşu


1175. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dünya, adı adımla aynı olan Ehl-i Beyt'imden biri hükümet kurmadıkça (ortadan) gitmez ve sona ermez."
1176. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Adımı taşıyan Ehl-i Beyt'imden biri hükümet kuracaktır. Dünyadan bir gün bile kalsa Allah hükümet ku-runcaya kadar o günü uzatacaktır."

1177. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dünyadan bir gün de baki kalsa adımı taşıyan evlatlarımdan biri yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduk-tan sonra adalet ve insafla dolduruncaya kadar Allah o günü uzatır."
bak. Kenz'ul Ummal, 38676

234. Bölüm İmam-ı Kaim'in (Hz. Mehdi'nin) İki Gaybeti


1178. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kaim'in (Hz. Mehdi'nin) iki gay-beti olacaktır. Birisi uzun, diğeri ise kısa sürecektir. (Kısa süren) birinci-sinde has taraftarları yerini bilecektir. (Uzun süren) ikincisinde ise sadece dini has dostlarından bazı kimseler bilecektir."

1179. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kaim'in iki gaybeti olacaktır. Bi-rincisinde, "O ölmüştür"denilecektir. Onun nerede olduğunu da hiç kim-se bilmeyecektir."

1180. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz bu işin sahibi için iki gaybet (dönemi) olacaktır. Birisi uzun sürecektir. Bazıları, "O öldü", bazı-ları "O öldürüldü"ve bazıları da "O gitti"(artık dönmeyecektir. )"diyecek-tir. Dostlarından sadece az bir grup işi hakkında (inançlarında) sabit kala-caktır."

235. Bölüm İmam'ın Gaybetinde Dine Sarılmanın Zorluğu


1181. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz sizler ashabımsınız. Kardeşlerim ise ahir zamanda gelecek olan bir topluluktur. Onlar beni görmediği halde bana iman edecektir. Onlar için dininde baki/sabit kal-mak karanlık bir gecede, elleriyle deve dikeni parçalamaktan veya yakıcı bir kor parçası avuçlamaktan daha zor olacaktır. Onlar karanlıkların kan-dilleridir. Allah onları her türlü bulanık ve zifiri karanlıkları andıran fitne-lerden korumuştur."

1182. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden sonra bir kavim gelecektir. Onlardan her birinin sizden elli kişinin sevabı olacaktır."Ashab, "Ya Re-sulullah! Biz Bedir, Uhud ve Huneyn'de seninle birlikte bulunanlarız. Kur'an bizim aramızda nazil olmuştur. Bu nasıl olur?"deyince Resulullah şöyle buyurdu: "Sizler onların katlandıklarına katlanamaz ve onların sab-rettiği gibi sabredemezsiniz."

1183. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz bu işin sahibinin dinine sarılanın, elleriyle deve dikenini parçalayan kimseye benzediği bir gaybeti olacaktır."İmam bir müddet sustuktan sonra şöyle buyurdu: "Şüphesiz bu işin sahibinin bir gaybet dönemi olacaktır. O halde kul Allah'ından korkmalı ve dinine sarılmalıdır."

1184. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim Kaim'imizin gaybetinde velayetimiz üzere sabit kalırsa Allah ona Bedir ve Uhud şehit-leri gibi bin şehidin ecrini verir."

1185. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Beni hakla müjdeleyici olarak gönderene andolsun ki gaybeti döneminde sözünde duranlar, simyadan daha az bulunur (değerli) şeydirler."
bak. ed-Din, 1321. Bölüm

236. Bölüm Kaim'in (a.s) Gaybetinde Dua


1186. Abdullah b. Sinan şöyle diyor: "Ben ve babam, Ebi Abdillah'ın (a.s) ya-nına vardık. Bizlere şöyle buyurdu: "İçinde hidayet imamı ve görülen bir nişanenin olmadığı bir duruma düşerseniz haliniz ne olur? Bu şaşkınlık-tan sadece Garik duasını okuyanlar kurtulabilir."Babam şöyle dedi: "Al-lah'a yemin olsun ki bu beladır.

Sana feda olalım, o zamanda ne yapma-mız gerekir?"İmam şöyle buyurdu: "O zaman gelince ve imamı göreme-yince sizlere iş açıklanıncaya kadar elinizde olanlara (dinden bildiklerini-ze) sarılın."

1187. İmam Sadık (a.s) İbn-i Sinan için şöyle buyurmuştur: "Yakında bir şüphe-ye düşecek, görülen nişaneden ve hidayet imamından mahrum kalacaksı-nız. Bu durumdan sadece Garik duasını okuyan kurtulacaktır."Ben, "Ga-rik duası nasıldır?"diye sorunca şöyle buyurdu: "Şöyle dersin: "Ey Allah! Ey Rahman!

Ey Rahim! Ey kalpleri değiştiren! Kalbimi dinin üzere sabit kıl."Ben, "Ey kalpleri ve gözleri değiştiren! Kalbimi dininin üzere sabit kıl."deyince şöyle buyurdu: "Aziz ve celil olan Allah kalpleri ve gözleri değiştirendir. Ama sen benim dediğim şekilde de; "Ey kalpleri değiştiren! Kalbimi dinin üzere sabit kıl."

237. Bölüm Kaim'in Kıyamından Önce Kıyam Etmenin Hükmü


1188. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nefsim elinde olan Allah'a andol-sun ki benim veya gayrim için bir hak talep etmek veya bizden bir zulmü gidermek için Bedir'de Muhammed ile birlikte olan grup (melekler) kıyam edinceye kadar, kıyam eden her topluluk mutlaka bir belaya maruz kalır. (O melekler ki) öldürülenleri için diyet verilmez, yaraları tedaviye ihtiyaç duymaz ve toprağa düşmüş bedenleri tabuta konmaz."

1189. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bil ki şüphesiz bir zulmü gider-mek veya dini aziz kılmak için Bedir'de Peygamber (s.a.a) ile birlikte bu-lunan topluluk kıyam edinceye kadar kıyam eden her topluluk mutlaka ölüm ve belaya maruz kalır. Onlar ki ölüleri gömülmez, yere düşenleri kaldırılmaz, yaralıları tedavi görmez."Ben (ravi), "Onlar kimlerdir?"diye sorunca, "Melekler"diye buyurdu."

1190. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kaim'in kıyamından önce biz Ehl-i Beyt'ten kıyam eden kimsenin misali, (yuvasından) dışarı uçan, bir deliğe düşen ve çocukların oyuncağı haline gelen kuş yavrusu misalidir."


1191. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kaim'imiz kıyam edinceye kadar bir zulmü gidermek veya bir hakkı canlandırmak için Biz Ehl-i Beyt'ten kıyam etmiş veya edecek herkes, mutlaka belaya maruz kalır. Onun kıyamı bizim rahatsızlıklarımızı arttırır."

1192. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah nezdinde en değerli olanınız en takvalı olanınız ve takiyye ile en çok amel edeninizdir."Kendisine, "Ey İbn-i Resulillah! Ne zamana kadar?"diye sorulunca şöyle buyurdu: "O be-lirli güne kadar ve o gün Kaim'imizin kıyam ettiği gündür. Kaim'imiz kı-yam edinceye kadar takiyyeyi terk eden kimse bizden değildir."
Vesail'uş Şia, 11/35, 13. Bölüm

Mustedrek'ul Vesail, 11/34, 12. Bölüm
Hukm'ul Huruc, Bi's Seyf Kable Kıyam'il Kaim (a.s)


238.Bölüm Kaim'in Kıyamından Önce Kıyam Etmenin Hükmü


1193. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Muhammed'in (s.a.a) Ehl-i Beyt'inden biri kıyam edinceye kadar ben ve taraftarlarım hayır üzere ola-cağız. Şüphesiz Muhammed'in (s.a.a) Ehl-i Beyt'inden birisinin kıyam etmesini ve böylece ailesinin nafakasını bizzat üstlenmeyi severdim."

1194. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sakın, "Zeyd kıyam etti"demeyin. Şüphesiz Zeyd alim ve doğru biriydi. O sizleri kendine davet etmedi, siz-leri Muhammed'in Ehl-i Beyt'inden hoşnut olmaya davet etti. Eğer galip gelseydi şüphesiz sizleri davet ettiği şeye vefalı kalırdı. O toplu bir kudreti yok etmek için kıyam etti."
Bak, es-Sevr, 475. Konu
el-İmamet (1); 157 ve 158. Bölümler

239. Bölüm Kurtuluşu Beklemek


1195. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kurtuluş beklentisi içinde olun, Al-lah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Zira aziz ve celil olan Allah nez-dinde en sevimli amel, kurtuluş beklentisi içinde olmaktır."
1196. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kurtuluş beklentisi için-de olmak en büyük kurtuluştandır."
1197. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kurtuluş beklentisi içinde olmak da kurtuluştandır."

1198. Resulullah (s.a.a)şöyle buyurmuştur: "Sabırla kurtuluş beklentisi içinde olmak ibadettir."
1199. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Takva, iffet, doğruluk...Ve sabırla kurtuluş beklentisi içinde olmak imamların dinindendir."
bak. 449. Konu, el-Kunut; el-Bela, 413. Bölüm

240. Bölüm Kurtuluş Beklentisi İçinde Olmak En Üstün İbadettir


1200. Resulullah (s.a.a)şöyle buyurmuştur: "Ümmetimin en faziletli ameli, aziz ve celil olan Allah için kurtuluş beklentisi içinde olmaktır."

1201. Resulullah (s.a.a)şöyle buyurmuştur: "Ümmetimin en faziletli ameli, aziz ve celil olan Allah'tan kurtuluş beklentisi içinde olmaktır."

1202. Resulullah (s.a.a)şöyle buyurmuştur: "En faziletli ibadet, kurtuluş bek-lentisi içinde olmaktır."
1203. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminin en faziletli ibadeti, Al-lah'tan kurtuluş beklentisi içinde olmaktır."
Bak, 449, el-Kunut

241. Bölüm Mehdi'nin (a.s) Zuhurunu Bekleyenin Makamı


1204. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "On ikinci imamı bekleyen kimse, eline kılıcını almış, Resulullah'ı (s.a.a) savunan kimse gibidir."

1205. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bu işin beklentisi içinde olduğu halde ölen kimse, Kaim ile çadırında bulunan kimse gibidir. Hayır, hatta Resulullah'ın (s.a.a) yanı başında (düşmana karşı) kılıç sallayan kimse gi-bidir."

242. Bölüm İnsanların Umutlarını Kaybettikleri bir Dönemde Kaim'in (a.s) Zuhuru


1206. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ki bu iş sizlere ancak ümitsizlikten sonra gelecektir. Hayır, Allah'a andolsun ki (iyileriniz kötü-lerinizden) ayırt edilene kadar (gelmeyecektir. )"

1207. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hayır Allah'a andolsun ki tümüy-le ümitsizliğe düşmedikçe yolunu gözetlediğiniz kimse gelmeyecektir."
1208. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz kurtuluş ümitsizlikten sonra gelir."

243. Bölüm (Hz.Mehdi'nin Zuhuru İçin)

Vakit Tayin Edenler Yalancıdır

1209. İmam Bakır (a.s), kendisine, "Bu iş için belli bir zaman var mıdır?"diye so-ran Fuzeyl'e şöyle buyurmuştur: "Vakit tayin edenler yalan söylemektedir, va-kit tayin edenler yalan söylemektedir, vakit tayin edenler yalan söylemek-tedir."
1210. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Vakit tayin edenler yalan söyle-mektedir. Biz geçmişte vakit tayin etmedik, gelecekte de vakit tayin etme-yeceğiz."

1211. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlardan sana herhangi bir va-kit tayin edenleri çekinmeksizin yalanla. Biz hiç kimse için vakit tayin et-meyiz."
el-Bihar, 52/101, 21. Bölüm

244. Bölüm Gaybetin Sebebi


1212. İmam Sadık (a.s), gaybetin sebebi sorulunca şöyle buyurmuştur: "Sizlere söylemeye iznimizin olmadığı bir sebepten dolayıdır. Ben (ravi), "O halde gaybetin hikmet ve faydası nedir?"diye sorunca şöyle buyurdu: "Gaybeti-nin hikmeti, ondan önceki ilahi hüccetlerin gaybet hikmetidir. Hikmeti zuhurundan sonra belli olur. Gaybet Allah'ın işlerinden bir iş, sırlarından bir sır, gizliliklerinden bir gizliliktir.

Aziz ve celil olan Allah'ın tüm işle-rinde hikmet sahibi olduğunu bilirsek, her ne kadar hikmeti gizli olsa da, tüm işlerinin hikmet üzere olduğunu da onaylarız."

1213. İmam Mehdi (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gaybetin ortaya çıkış sebebine gelince...Şüphesiz aziz ve celil olan Allah Teala şöyle buyurmaktadır: "Ey iman edenler! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sor-mayın."Babalarımdan hepsinin de boynunda zamanındaki tağuta (mec-buri) bir biat vardı. Ama ben kıyam ettiğim zaman boynumda tağutlardan hiç birine biat olmayacaktır."

1214. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Taraftarlarımın, evlatlarımdan üçüncüsünü kaybettiklerinde rahatlık peşinde koşturduklarını, ama bula-madıklarını görür gibiyim."Ben (ravi), "Neden ey İbn-i Resulillah?"diye sorunca şöyle buyurdu: "Zira imamları kendilerinden gizli olacaktır."Ben, "Neden"diye sorunca şöyle buyurdu: "Kılıcı ile kıyam ettiği zaman boy-nunda hiç kimse için biat olmasın diye"

1215. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "O çocuğun (Hz. Mehdi'nin) giz-lenmesi gerekir."Birisi, "Neden ya Resulullah?"diye sorunca şöyle buyur-du: "Öldürülmesinden korkulur."
1216. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kaim (a.s) Allah'ın emanetleri (yani kafirlerin sulbündeki müminler) çıkıncaya kadar ebedi olarak zuhur etmez. Onlar çıkınca Kaim onlara galip olan Allah düşmanlarına üstün gelir ve onları öldürür."
1217. İbrahim Kerhi şöyle diyor: "Ebi Abdillah'a şöyle sordum:

(veya ona bi-risi şöyle sordu: ) "Ali (a.s), Allah'ın dininde güçlü değil miydi?"O, "Evet"diye buyurunca, "O halde topluluğa galip geldiği halde neden on-ları ortadan kaldırmadı? Onu bu işten alıkoyan ne idi?"Ebi Abdillah (a.s) şöyle buyurdu: "Aziz ve celil olan Allah'ın kitabındaki şu ayet vardır: "Eğer iman edenlerle küfredenler birbirinden ayrılmış olsalardı,

küfredenleri can yakıcı bir azaba uğratırdık."Şüphesiz aziz ve celil olan Allah'ın kafir ve münafıklar topluluğunun sulplerine mümin kulları için bıraktığı emanetler vardır.

Ali (a.s), babalarını sadece bu emanetler (sulplerinden) çıksın diye öldürmedi. Emanetler dışarı çıkınca, onlara ga-lip geldi ve onları öldürdü. Biz Ehl-i Beyt'in Kaim'i de aziz ve celil olan Allah'ın emanetleri zahir oluncaya kadar zuhur etmez. Zuhur edince on-lara (Allah'ın düşmanlarına) galip gelir ve onları öldürür."

1218. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizin aranızda Bedir ehli sayısın-ca (gerçek mümin) olsaydı, Kaim'imiz kıyam ederdi."
1219. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bu iş, "Biz hükümet kursaydık adaletle hükmederdik"denmemesi için insanlardan her grup diğerleri üze-rine bir hakimiyet kurduktan sonra ortaya çıkar. (Ama hepsinin yalanı or-taya çıktıktan) Sonra Kaim hak ve adalet üzere kıyam eder."

245. Bölüm İnsanların Gaybet Döneminde İmam'dan Faydalanması


1220. Resulullah (s.a.a), "Taraftarları gaybet zamanında Kaim'den (a.s) istifade eder mi?"diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Evet, beni nübüvvet ile gönderene yemin olsun ki taraftarları kendisinden istifade ederler. Bulutlar içine giz-lenen güneşten istifade ettikleri gibi gaybetinde de velayet nuruyla aydın-lanırlar."

1221. Süleyman b. Mehran A'meş, İmam Sadık'dan (a.s) şöyle nakletmiştir: "Yer-yüzü kıyamete kadar Allah'ın hüccetinden boş kalmaz. Öyle olsaydı Al-lah'a ibadet edilmezdi."Süleyman şöyle diyor: "İmam Sadık'a (a.s), "İn-sanlar gaip ve gizli imamdan nasıl istifade edebilir?"diye sorunca şöyle buyurdu:

"Bulutlar gizlendiği halde güneşten istifade ettikleri gibi."
1222. İmam Mehdi (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların benden gaybetim dö-neminde istifade etmeleri, bulutların arkasında gözlerden uzak kalan gü-neşten istifade etmeleri gibidir. Şüphesiz ki yıldızlar gök ehli için bir gü-ven vesilesi olduğu gibi ben de yer ehli için bir güvenim."


246.Bölüm Zuhur'un Alametleri


1223. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hatip helak olunca, zamanın imamı gözlerden gizlenince, bazı kalpler sevinç, bazı kalpler ise hüzünle dolun-ca, temenni edenler helak olur, dağılanlar dağılır, müminler baki kalır. Onların sayısı çok azdır, üç yüz veya daha fazla. Bedir'de Peygamberle birlikte (düşmanlara karşı) cihad ettiği halde öldürülmeyen ve ölmeyen bir grup (melekler) bu müminlerle birlikte cihad eder."

1224. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a andolsun, Allah'a andolsun ki Allah'a (korkudan) sadece parmak ve kaş hareketlerinizle işaret etme-dikçe, yeryüzünde sadece ayaklarınızı bastığınız yerden başka bir yere sa-hip olmadığınız bir duruma gelmedikçe ve silahlarınızın yeri sırtlarınız olmadıkça beklediğiniz kimseyi asla göremezsiniz. O gün bana sadece Al-lah, melekleriyle ve kalbine iman yazdığı kimselerle yardım eder."

1225. İmam Mehdi (a.s), "Bu iş (zuhur) ne zaman olacak ey efendim?"diye soran Ali bin. Mehziyar'a şöyle buyurmuştur: "Sizinle Mekke yolu arasına engel gir-diği zaman."
1226. İmam Mehdi (a.s), Semuri'ye yazdığı mektupta şöyle buyurmuştur: "Dinle, Allah senin hakkında kardeşlerine en güzel mükafatı versin. Sen altı güne kadar öleceksin,

işlerini düzene koy ve ölümünden sonra yerine geçmesi için hiç kimseye vasiyette bulunma, zira artık tam gaybet zamanı başla-mıştır. Allah izin vermedikçe zuhur olmayacaktır. O ise uzun günler geç-tikten, kalpler katılaştıktan ve yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduktan sonradır."

1227. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her ne zaman o çirkin yüzlü Be-devi'yi kalabalık bir ordu içinde görecek olursan kendin ve mümin taraf-tarların hakkında kurtuluş beklentisi içinde ol. Her ne zaman güneş tutu-lursa gözlerini gökyüzüne çevir ve aziz ve celil olan Allah'ın suçlulara ne yaptığına bir bak."

1228. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah müminler için Kaim'in kıyamı hususunda bir takım nişaneler kılmıştır."Muhammed bin Müslim şöyle diyor: "Ben, "Allah beni sana feda etsin, o nişaneler nedir?"diye sorunca şöyle buyurdu: "Bu aziz ve celil olan Allah'ın,

"Siz-leri imtihan edeceğiz"ayetinde belirtilmiştir. Yani müminler Kaim kı-yam etmeden önce korku, açlık; mal, nefis ve ürün eksikliği husu-sunda imtihan edilecektir. O halde sabredenleri müjdele."
1229. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların üçte biri öldürülmedikçe, üçte biri ölmedikçe ve üçte biri baki kalmadıkça Mehdi (a.s) kıyam et-mez."

1230. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların üçte ikisi ortadan kalkmadıkça bu iş gerçekleşmez."Biz (Muhammed bin Müslim ve Ebu Basir), "İnsanların üçte ikisi gidince geriye kim kalır?"diye sorunca şöyle buyurdu: "Geriye kalan üçte birinden biri olmak istemez misiniz?"

247.Bölüm Zuhur Zamanı


1231. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münadi gökten, "Şüphesiz hak Al-i Muhammed'dedir, diye nida edince Mehdi insanların diline düşer, sevgi-sini yudumlarlar. Dillerinde onun zikrinden başka birinin zikri olmaz."
1232. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İşimiz gerçekleşip Mehdimiz (a.s) gelince taraftarlarımız aslandan daha cesur ve mızrağın ucundan daha keskin olur. Düşmanımızı ayakları ile çiğner yüzüne tokat vurur. İşte o zaman Allah'ın rahmeti ve genişliği insanlara nazil olur."

1233. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir münadi gökten, "Şüphesiz hak Al-i Muhammed'dedir."diye nida edince Mehdi insanların diline düşer, sevgisini yudumlarlar. Dillerinde onun zikrinden başka birinin zikri ol-maz."

248. Bölüm Zuhur Zamanı


1234. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Kaim'imiz kıyam edince aziz ve celil olan Allah taraftarlarımızın kulaklarını ve gözlerini öyle bir güçlü kılar ki kendileri ile Kaim arasında hiç bir aracı kalmaz (bulunduk-ları yerden direkt irtibata geçerler. ) O bulunduğu yerden konuşur; onlar ise duyarlar ve onu bizzat görürler."

249. Bölüm Hz.Mehdi ile Birlikte Kıyam Edenler


1235. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Araplardan az bir grup da Kaim (a.s) ile birlikte kıyam eder."Kendisine, "Ama Araplardan büyük bir bö-lümü kendilerini onun taraftarları kabul etmektedirler."diye sorunca şöyle buyurdu: "İnsanlar ayıklanmalı, birbirinden ayrılmalı ve elenmelidir. Elek-ten bir çoğu elenecektir."

1236. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kaim (a.s) kıyam edince ailesin-den olduğu sanılanlar bu işten ayrılır; güneş ve aya tapanlara benzetilenler ona katılır."

250. Bölüm Hz. Mehdi'nin (a.s) Kıyam Ettikten Sonra Zalimlere Yapacakları


1237. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer insanlar Kaim'in kıyam edince ne yapacağını bilseler birçoğu onu görmek bile istemez. Öyle ki bir çoğu şöyle diyecektir: "Bu Al-i Muhammed'den değildir. Eğer Al-i Muhammed'den olsaydı merhamet ederdi."
1238. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

"Onlara sadece kılıçla karşılık verir. Kargaşa dolu sekiz ay boyunca kılıcını omuzlarından indirmez. Öyle ki insanlar şöyle der: "Allah'a andolsun ki bu Fatıma'nın evlatlarından de-ğildir. Fatıma'nın evlatlarından olsaydı bize merhamet ederdi."
Bak, el-Gaybetu li'n-Nu'mani, 230/13-25

251. Bölüm Kaim'in (a.s) Yeni Getirdikleri


1239. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kaim yeni bir işle kıyam eder. Yeni bir iş, yeni bir kitap ve yeni bir yargı ile kıyam eder. Araplara sıkı davranır; işi gücü sadece kılıçtır. Hiç kimseye tövbe ettirmez ve Allah yo-lunda hiç bir kınayıcının kınamasından çekinmez."

252. Bölüm Mehdi'nin (a.s) Kıyamından Sonraki Dünya


1240. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kaim'imiz kıyam edince Allah taraftarlarımızdan afetleri giderir, kalplerini demir parçaları gibi, (sert) kılar. Onlardan birinin gücü kırk kişinin gücüne ulaşır. Yeryüzünün hakimleri ve efendiler olurlar."

1241. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kaim'imiz kıyam edince gökyüzü, damlalarını damlatır, yeryüzü bitkilerini yeşertir, kulların kalbinden düş-manlık gider; otlayan hayvanlar ile yırtıcı hayvanlar bir arada barışık yaşar, başında süsü (zembili) bulunan bir kadın Irak'tan Şam'a kadar yol yürü-düğü halde sadece bitkilere basar. Hiç bir yırtıcı hayvan onu paniğe dü-şürmez ve korkutmaz."

1242. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ümmetim arasında Mehdi kıyam edecek, beş, yedi veya dokuz yıl yaşayacaktır. Bir adam yanına gelecek ve şöyle diyecektir: "Ey Mehdi! Bana ihsan et, bana ihsan et"Mehdi de onun elbisesini götürebildiği kadar (mal ile) doldurur."

1243. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ahir zamanda malı saymadan bö-lüştüren bir halife olacaktır."
1244. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduktan sonra onu adalet ve insafla dolduracaktır. Gökyüzü damlala-rından hiç bir şeyi engellemeyecek ve yeryüzü ise bitkilerinden hiç bir şeyi esirgemeyecektir."

1245. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Son ümmetimde Mehdi zuhur edecektir. Allah onu yağmur ile suvaracaktır. Yeryüzü bitkilerini çıkara-caktır. Malı tümüyle verecek, dört ayaklı hayvanlar çoğalacak ve ümmet yücelecektir."

1246. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "(Mehdi), hidayetin nefsani isteklere tabi kılındığı bir zamanda nefsani istekleri hidayete döndürecek ve Kur'an'ı, kendi görüşlerine uydurdukları bir zamanda, görüşlerini Kur'an'a uyduracaktır. Yeryüzü ciğerinin parçalarını (hazinelerini) onun için çıkaracak, kilitlerini ona teslim edecektir. Böylece sizlere adalet üzere davranacak; ölmüş olan kitap ve sünneti ihya edecektir."

1247. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın: "Göklerde ve yerde olanlar ister istemez teslim olmuştur"ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Kaim (a.s) kıyam edince yeryüzünde her yerde "La ilahe illallah ve enne Muhammeden Resulullah"(Allah'tan başka ilah yoktur ve şüphesiz Muhammed O'nun Resulüdür. ) sesi yükselir.

1248. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kaim kıyam edince her azılı düş-mana iman sunulur. İmana gerçekten girecek olursa (ne mutlu! ); aksi tak-tirde boynu vurulur veya bugünkü zımmiler gibi cizye öder. Beline (gayr-i müslimlerin bağladığı) bir kuşak bağlar, onları şehirlerden köylere sürer-ler."

253. Bölüm Kaim'den (a.s) Sonrası


1249. İmam Ali (a.s), "Kaim'den sonra meydana gelecek olayları bana haber ver."diye soran Abdullah bin. Haris'e şöyle buyurmuştur: "Ey İbn-i Haris! Bu konuda konuşmak ona bırakılmıştır. Resulullah bana bu konuda Hasan ve Hüseyin'den başka hiç kimseye bir şey anlatmamamı emretmiştir."

23. Konu el-İman İman-İnanç


el-Bihar, c. 67-c. 73, Kitab'ul İman ve'l-Küfr
Kenz'ul Ummal, 1/23, 65, 270, 297, fil iman ve'l-İslam
Kenz'ul Ummal, 1/140-364, Sifat'ul Mu'minin

bak.
el-İslam, 241. Konu
el-Bela, 401 ve 406. Bölümler; ez-Zulm, 2450. Bölüm; el-Emanet, 302. Bö-lüm, el-Hesed, 850. Bölüm; el-Heya, 990. Bölüm; er-Rıza, 1517. Bölüm; er-Rifk, 1531. Bölüm; eş-Şöhret,

2126. Bölüm, es-Sabr, 2167. Bölüm; es-Sıdk, 2190. Bö-lüm; es-Selat (1), 2297. Bölüm; el-Feraset, 3185. Bölüm; el-Lisan, 3561. Bölüm; el-Lehv, 3585. ve 3586. Bölümler; el-Emsal, 3608, 3613 ve 3614. Bölümler; el-Mevt, 3723. Bölüm; en-Nas, 3972. Bölüm

254. Bölüm İman


Kur'an
"Ama Allah size imanı sevdirdi ve onu gönüllerinizde süsledi."
1250. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İman hakkın köküdür. Hak hidaye-tin yoludur. İmanın kılıcı süslü ve sürekli hazır bir kılıçtır. Dünya ise im-tihan meydanıdır."

1251. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Salih işlere imanla, imana ise salih amellerle varılır (İman ve salih amel birbirinin ayrılmaz parçalarıdır. ) Ve imanla ilim ve marifet ihya edilir."
1252. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İman iki emanetin en üstünüdür."
bak. el-Cehl, 598 ve 599. Bölümler

255. Bölüm İman ve İslam


Kur'an
"Bedeviler, "İman ettik"dediler; de ki: "İman etmediniz, ama Müslüman olduk deyin; iman henüz gönüllerinize yerleşmedi."
1253. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Resulullah (s.a.a) bana, "Ey Ali yaz,"diye buyurdu. Ben, "Ne yazayım?"diye sorunca şöyle buyurdu: "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. İman kalplerde yer edendir ve doğruluğu ise salih ameller ile sabit olur. İslam ise dilde cari olandır ve İs-lam sebebiyle nikah helal olur."

1254. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İman kalpte olandır, İslam ise ni-kah ve mirasın üzerine kurulduğu ve kanların kendisiyle korunduğu şey-dir. İman sürekli İslam ile ortaktır. Ama İslam sürekli imanla ortak değil-dir. (birlikte bulunmaz; yani insan Müslüman olduğu halde iman sahibi olmayabilir. )"

1255. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İman ikrar ve ameldir. İslam ise amelsiz ikrardır."
1256. İmam Sadık (a.s), iman hakkında soru soran Ebu Basir'e şöyle buyurmuştur: "Allah'a iman kendisine isyan edilmemesidir."Ben, "O halde İslam nedir?"diye sorunca İmam (a.s) şöyle buyurdu: "(yaptığımız) Dini ibadetleri bizim gibi yerine getiren ve bizim gibi kesim yapandır."

1257. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz iman kalplerde yer edendir. İslam ise üzerine nikah, miras ve kanların dokunulmazlığının ku-rulduğu şeydir."

1258. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın dininin adı İslam'dır. Siz-ler vücuda gelmeden önce, nerede iseniz ve vücuda geldikten sonra sü-rekli olarak İslam Allah'ın dini olmuş ve olacaktır. Her kim Allah'ın dinini ikrar ederse o Müslüman'dır. Her kim de aziz ve celil olan Allah'ın emrettiği şeylerle amel ederse mümindir."
el-Bihar, 68/225, 24. Bölüm; Kenz'ul Ummal, 1. 23

256. Bölüm İmanın Kökü


1259. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İman bir ağaçtır; kökü yakin, dalı takva, nuru haya ve meyvesi cömertliktir."
1260. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmanın kökü Allah'ın emrine güzel teslimiyettir."
bak. ed-Din, 1294. Bölüm

257. Bölüm İmanın Hakikati


1261. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İman iddia ve arzu ile olan bir şey değildir. İman kalplerde halis olan ve amellerin doğruladığı şeydir."
1262. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İman; kalple tanımak, dille ifade etmek ve erkanlarıyla (organlarıyla) amel etmektir."

1263. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "İman; kalple kurulan bir bağ, dille söylenen bir lafız ve organlarla yapılan bir ameldir."
1264. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İman söylenen bir söz, yapılan bir amel ve akılların irfanıdır (tanımasıdır. )"
1265. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İman dille söylenen bir söz ve or-ganlarla yapılan bir ameldir."
1266. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İman; kalp ve dilledir. Hicret ise can ve malladır."
bak. 262. Bölüm
369. Konu, el-Amel (1)

258. Bölüm İmanın Hakikati


1267. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İman, amelin ihlasıdır."
1268. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İman; günahlardan temiz kalmak ve tamahlardan münezzeh olmaktır."
1269. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İman; sabır ve cömertliktir."

1270. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İman iki parçadır; yarısı sabırda, yarısı ise şükürdedir."
1271. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İman belalarda sabretmek, nimet-lerde şükretmektir."
1272. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmanın başı doğruluktur."


259.Bölüm İmanın Hakikati


1273. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz imanın hakikatinden (nişanelerinden) biri de her ne kadar sana zarar verse de hakkı, her ne ka-dar sana fayda verse de batıla tercih etmendir."
1274. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Üç şey imandandır: Darlık zama-nında infak, alime selam vermek ve kendisi hakkında insaflı olmak."

1275. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Adamın biri Resulullah'a (s.a.a) gelerek, "Ya Resulullah! Ben sana İslam üzere biat etmek için gel-dim"dedi. Resulullah (s.a.a), "Seninle babanı öldürmek üzere mi sözleşe-yim?"diye buyurdu. O şahıs, "Evet"deyince Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurdu: "Allah'a andolsun ki biz sizlere babalarınızı öldürmeyi emretmeyiz ama, bu vesile ile gerçek bir imana sahip olduğunu anladım ve sen Al-lah'tan başka hiç kimseyi dost edinmeyeceksin."

1276. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Resulullah (s.a.a) bir gün Harise'yi gördü...Ona, "Ey Harise! Nasıl sabahladın?"diye sordu. Harise, "Ey Resulullah! Hakiki bir mümin olarak sabahladım."dedi. Resulullah (s.a.a), "şüphesiz her imanın bir hakikati vardır. Senin imanının hakikati nedir?"diye sordu. Harise şöyle dedi: "Dünyadan usandım, geceleri ibadetle sabahladım ve gündüzü susuzlukla (oruçla) geçirdim."

1277. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Resulullah (s.a.a) yolculuklarından birinde bir kervana rastladı. Onlar, "Selam olsun sana ey Resulul-lah!"dediler. Resulullah, "Siz kimsiniz?"diye sordu. Onlar, "Biz müminle-riz."dediler. Resulullah (s.a.a), "İmanınızın hakikati nedir?"diye sordu.

Onlar, "Allah'ın kaza ve kaderine hoşnut olmak, emrine teslimiyet ve iş-leri Allah'a havale etmek."deyince de, Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Hikmet sahibi alimler, neredeyse hikmetten dolayı peygamber olacaklar! Eğer doğru söylüyorsanız, içinde oturmayacağınız ev yapmayın, yemeye-ceğiniz şeyi toplamayın ve kendisine döneceğiniz kimseden (Allah'tan) sakının."

260. Bölüm İmanın Hakikati


1278. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz her şeyin bir hakikati vardır. Kul kendisine ulaşan şeyin hata edemeyeceğini ve kendisine hata eden (ulaşmayan) şeyin ise ulaşamayacağını bilmedikçe imanın hakikatine erişemez."
1279. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey Ebuzer! İnsanları dinlerinde ahmak ve dünyalarında akıllı görmedikçe imanın hakikatine ulaşamaz-sın."

1280. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kul, Allah için gazaplanıp Allah için hoşnut olmadıkça imanın hakikatine erişemez. Böyle yaptığı taktirde imanın hakikatine erer."
1281. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizden hiç kimse kendisine insan-lardan en uzak olan kimseyi Allah için sevmedikçe ve kendisine insanlar-dan en yakın olana da Allah için buğz etmedikçe imanın hakikatine eri-şemez."

1282. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizden hiç birisi kendisine şu üç özellik olmadıkça imanın hakikatine erişemez: Ölümü hayattan çok sev-medikçe, fakirliği zenginlikten çok sevmedikçe ve hastalığı sıhhatten çok sevmedikçe."
Biz, "Kim böyle olabilir ki?"diye sorunca, "Hepiniz"diye buyurdu.

Daha sonra şöyle devam etti."Sizden birine, sevgimiz üzere ölmek mi daha sevimlidir yoksa buğzumuz üzere yaşamak mı?"Ben, "Allah'a an-dolsun ki sevginiz üzere ölmek bizlere daha sevimlidir."diye söyleyince şöyle buyurdu: "Fakirlik, zenginlik, hastalık ve sıhhat de aynı şekil-de..."Ben, "Allah'a andolsun ki evet!"dedim."

261. Bölüm İmanın Hakikati


1283. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kula münezzeh olan Allah'ın elinde olanlar kendi elinde olanlardan daha güvenilir gelmedikçe imanı gerçek olmaz."
1284. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bilin ki hiç şüphesiz Allah'ın kul-larından bir kul, hoşuna gitsin veya gitmesin Allah'ın kendisi hakkında yaptığından hoşnut olmadıkça iman etmiş olmaz."

1285. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Korku ve ümit içinde olmadıkça iman etmiş olmazsın. Korktuğun ve ümit ettiğin şey için amel etmedikçe de korku ve ümit içinde olamazsın."
1286. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kul, iyiliklerden kendisi için sev-diğini insanlar için sevmedikçe iman etmiş olmaz."

1287. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "(Mümin kimse) kardeşi için bir damarı hareket ettiğinde diğer damarları da harekete geçen beden gibi olmadıkça iman etmiş sayılmaz."

1288. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz insan kalbi diliyle, dili de kalbiyle eşit olmadıkça iman etmiş olmaz. (Mümin kimsenin) sözü ameli-ne aykırı olmamalı ve komşuları onun kötülüğünden güvende olmalıdır."

262. Bölüm İman ve Amel


1289. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İman ve amel bir ipe bağlanmış iki kardeş gibidir. Allah birini öbürü olmaksızın kabul etmez."
1290. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Amelsiz iman ve imansız amel kabul olmaz."
1291. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İman söz ve ameldir. Artar ve ek-silir."

1292. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim, "İman amelsiz söz-dür"derse mel'undur, mel'undur."
1293. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer iman sözden ibaret olsaydı, oruç, namaz, helal ve haram (ile ilgili bir şey) nazil olmazdı."
1294. Masum (a.s) şöyle buyurmuştur: "İman tümüyle amelden ibarettir. Söz ise Allah'ın kitabında farz olduğunu açıkladığı, amelin bir parçasıdır."
1295. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlar hakkı nitelendirdiği ve onunla amel ettiği halde kalben hak olduğuna inanmadığı takdirde hiç bir şekilde faydasını görmezler."
bak. 257. Bölüm; 369. Konu, el-Amel (1)
el-Bihar, 69/18, 30. Bölüm

263. Bölüm Mürcie Fırkası


1296. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mürcie fırkası yetmiş Peygam-ber'in diliyle lanetlenmiştir. Onlar, "İman, amelsiz sözden ibaret-tir."diyenlerdir."

1297. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ümmetimden iki gruba Allah yetmiş Peygamber'in diliyle lanet etmiştir: "Kaderiye ve Mürcie. (Mürcie), "İman amelsiz ikrardan ibarettir"diyenlerdir."
bak. Kenz'ul Ummal, 1/118-140
es-Salat, 2297. Bölüm

264. Bölüm İman ve Günahlar


1298. İmam Kazım (a.s) "Büyük günahlar insanı imandan çıkarır mı?"sorusu üze-rine şöyle buyurmuştur: "Evet, büyük günahlar dışındaki günahlar da (insanı imandan çıkarır.) Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Zina eden kimse mümin olduğu halde zina etmez ve hırsız mümin olduğu halde hırsızlık etmez."

1299. İmam Bakır (a.s) Resulullah'ın (s.a.a), "İnsan zina edince imanın ruhu ken-disinden ayrılır."sözü hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Bu aziz ve celil olan Allah'ın da sözüdür: "Onları kendinden bir ruh ile destekler."İşte bu onlardan ayrılan ruhtur."

1300. Zürare şöyle diyor: "Ebi Abdillah'a (a.s) "Resulullah'ın (s.a.a), "Zina eden kimse mümin olduğu halde zina etmez"sözünü gördün mü?"diye sordum, şöyle buyurdu: "İman ruhu onlardan ayrılıncaya kadar... (iman ruhu ayrılınca zina eder. )"Ben, "İman ruhu ondan mı ayrılır?"diye sor-dum.

Sonra "Bana iman ruhunu anlatınız."dedim. İmam Sadık (a.s), "O bir şeydir"diye buyurdu. Sonra, "Anlamak için dikkatini topla."(diye uyardıktan sonra şöyle buyurdu): "Görmüyor musun bazen insan bir şeyi istediği halde içinden bir şey onu isteklerinden alı-koyar, onu sakındı-rır?"Ben, "Evet öyle!?"deyince, "İşte o iman ruhudur."diye buyurdu."

1301. İmam Sadık (a.s), bir grubun iman hakkındaki sorusuna şöyle cevap vermiş-tir: "Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Zina eden kimse iman sahibi olduğu halde zina etmez, hırsız kimse iman sahibi olduğu halde hırsızlık etmez ve şarap içen kimse iman sahibi olduğu halde şarap içmez."Onlar,

(muhataplar) birbirine bakıştılar. Ömer bin. Zer, "Bu insanlara ne isim verelim?"diye sorunca İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Allah'ın kendilerine verdiği ismi veriniz ve amellerinin adıyla adlandırınız. Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Hırsız erkek ve hırsız kadın..."Hakeza, "Zina eden kadın ve zina eden erkek."

1302. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Zina eden kimse mümin olduğu halde zina etmez, hırsız mümin olduğu halde hırsızlık etmez. Şarap içen kimse mümin olduğu halde şarap içmez. Tövbe kapısı ise henüz açıktır."

1303. Alkame b. Kays şöyle diyor: "Ali'yi Kufe minberinde şöyle buyururken gördüm: "Resulullah'tan (s.a.a) şöyle buyurduğunu işittim: "Zina eden kimse mümin olduğu halde zina etmez..."Ben,

"Ey Emir'el-Müminin! Zina eden kafir mi olur?"diye sorunca Ali (a.s) şöyle buyurdu: "Şüphesiz Resulullah (s.a.a) bize ruhsat hadislerini belirsiz bırakmayı emretmiştir. Zina eden kimse zinanın kendisi için helal ve uygun olduğu inancıyla zina etmemektedir. Eğer zinanın kendisi için helal olduğuna inanırsa kafir olur."

265. Bölüm İman ve Günahlar


1304. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "La ilahe illallah"diyen ve bu hal üzere ölen her kul, zina edip hırsızlık yapsa da, zina edip hırsızlık yapsa da, zina edip hırsızlık yapsa da ve Ebuzer'in burnunu toprağa sürtse de cennete girecektir."

1305. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "La ilahe illallah"diyen kimseye hiç bir günah, hiç bir hata zarar vermez. Nitekim Allah'a şirk koştuğu takdir-de de hiç bir iyiliği kendisine fayda vermez."
1306. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şirk ile birlikte hiç bir şey fayda etmediği gibi iman ile birlikte de hiç bir şey de zarar vermez."

1307. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hiç bir ihsan, kafiri küfründen çı-karmadığı gibi hiç bir günah da mümini imanından çıkarmaz."
bak. el-Cennet, 548 ve 549. Bölümler