Mizan'ul Hikmet 1.Cilt
 



138.Bölüm Hüccetin (İlahi Önderin) Gereği


Kur'an
"Sen ancak bir uyarıcısın. Her milletin bir yol göstereni vardır."
"Andolsun ki, Biz vahyi onlara ard arda yetiştirdik; belki düşü-nüp ibret alırlar."
804. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bizleri yapan, yaratan ve bizden ve bütün yaratıklardan üstün olan Allah'ı ispat edince; her asır ve zaman-da; yeryüzü, ilim veya sözlerinin doğruluğunu ve adaletinin cevazını gös-terici nişaneler taşıyan bir hüccetten boş kalmasın diye resul ve peygam-berlerin delil ve burhanlarla geldiği de ispat olur."

805. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz yeryüzü asla imamdan boş kalmaz. Böylece müminler (dine) bir şey eklerlerse onları (bu sapma-dan) geri döndürür ve eğer bir şey eksiltirlerse onu tamamlar."
806. İmam Bakır veya İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah yeryüzünü alimsiz bırakmaz. Böyle olsaydı şüphesiz hak batıldan ayırt edilmezdi."

807. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yeryüzü olduğu günden beri in-sanların öldürdüğü her hakkı dirilten alim bir hüccetten boş kalmamış-tır."İmam daha sonra da şu ayeti okudu: "Onlar Allah'ın nurunu ağız-larıyla söndürmek isterler."
808. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz yeryüzü sadece insanla-rın ihtiyaç duyduğu, kendisinin insanlara muhtaç olmadığı ve helal ve ha-ramı bilen bir alime bırakılmıştır."

809. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizden birisi birkaç fersah yol gitmek isteyince kendisine bir kılavuz bulmaya koyulur. Sen yeryüzünün yollarına oranla gökyüzünün yolları hususunda daha cahilsin. O halde kendin için bir kılavuz bulmaya koyul."

810. İmam Rıza (a.s) emir sahibi ve emir sahibine itaat hususunda şöyle buyurmuştur: "Bunun bir çok delili vardır: Örneğin insanlar için belli bir sınır tayin edilmiştir ve o sınırı aşmamakla görevlidirler. Zira onların yok oluşuna sebep olur. Bu iş onlara emin bir fert tayin edilmeksizin asla düzene girmez,

gerçekleşmez. Ayrıca kalmış ve yaşamış tüm grup ve milletler bir önder sayesinde ayakta kalmıştır. Zira din ve dünya işlerinde ona ihtiyaç duyarlar. Onsuz ayakta duramazlar. Ayrıca onlar için koruyucu ve emanete riayet eden bir önder tayin edilmezse inançlar yıpranır, din ortadan kalkar ve sünnet değişir."

811. İmam Bakır (a.s) insanların peygamber ve imama ihtiyaçları hususunda şöyle buyurmuştur: "Zira dünya onun doğruluğu ve temizliği ile baki kalır. Aziz ve celil olan Allah peygamber veya imamın varlığı sebebi ile yeryüzü eh-linden azabı kaldırır."
bak. el-Bihar, 23/1, 1. Bölüm
97. Konu, el-Huccet

139. Bölüm Hüccet, Tanınmış İmamdır


812. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz aziz ve celil olan Al-lah'ın hücceti kullarına sadece tanınmış imamla ikame olur."
813. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Aziz ve celil olan Al-lah'ın hücceti diridir ve insanların tanıdığı imam sayesinde ikame olur."

814. İmam Sadık (a.s) "Yeryüzü diri ve zahir bir alim olmaksızın baki kalır mı?"diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "O zaman Allah ibadet olunmaz."
815. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim ölür de üzerinde diri ve zahir bir imam olmazsa cahiliye ölümü üzere ölmüştür."
bak. 97. Konu, el-Hüccet

140. Bölüm Bazen Hüccet Korku ve Gaybet Durumda Yaşar


816. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Evet, yeryüzü Allah'ın hüccetleri ve delilleri iptal olmasın diye (bazen) zahir ve meşhur, (bazen de) korku ve gizlilik içinde yaşayarak Allah'ın hüccetlerini ikame eden bi-rinden boş kalmaz."
817. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

"Allahım! Senin, yeryüzünde mutlaka velilerine tabi olanların dağılmaması için (bazen) zahir, (ama) itaat edil-meksizin ve (bazen de) gizli, korkulu ve bekleyen birbiri ardınca hüccetle-rin olmalıdır. Onlar batıl devletin hakimiyeti zamanında sessizlik içinde ve insanların gözünden gizli olarak yaşasalar da ilim ve edeplerinin nuru insanlardan gizli kalmaz."

818. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Şüphesiz ben ilmin tü-müyle toplanamayacağını ve konularının kesilmeyeceğini biliyorum. Şüp-hesiz ki sen yeryüzünü, kulların için hüccetin iptal olmasın ve dostların hidayete erdikten sonra sapmasın diye zahir ve itaat edilir

veya korkulu, tanınmaz ve itaat edilmez hüccetten boş bırakmazsın."
819. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Adem'i yarattığı günden be-ri yeryüzü zahir, meşhur veya gaip ve gizli hüccetten boş kalmamıştır."
820. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yeryüzü zahir veya batın bir imam olmaksızın baki kalmaz."
bak. , en-Nimet, 3901. Bölüm


141.Bölüm İmam Olmazsa Yeryüzü Dibe Geçer


821. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yeryüzü imamsız kalırsa dibe ge-çer."
822. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer bir an imamın varlığı kalka-cak olursa yer yüzü denizin ehlini dağıttığı gibi yeryüzü de ehlini dağıtır."

823. İmam Bakır (a.s) imamların nitelikleri hakkında şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah onları, sakinlerini sarsmasın diye yeryüzünün erkanı karar kılmıştır. Onlar İslam'ın direkleri ve hidayet yolunun koruyucuları-dır."
824. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yeryüzü bir tek gün bile ümmetin kendisine sığındığı bizden olan (Ehl-i Beyt'ten bir) imam olmaksızın baki kalmaz."

825. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yeryüzünde her zaman hüccet vardır. Zira insanlar hüccet olmaksızın ıslah olmaz ve yeryüzünü sadece hüccet ıslah eder."

142. Bölüm Her Ümmet İmamı İle Çağrılır


"O günde bütün insanları önderleriyle berâber çağırırız."
"Firavun'un buyruğuna uydular, oysa Firavun'un buyurduğu sağduyuya uygun değildi. Firavun, kıyamet gününde kavmine ön-cülük eder, onları cehenneme götürür. Gittikleri yer ne kötü yer-dir!"

826. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü olunca aziz ve celil olan Allah nezdinden şöyle bir ses gelir: "Herkes dünyada uyduğu ima-mının ardı sıra götürüldüğü yere gider.""Nitekim, kendilerine uyulan-lar, azabı görünce uyanlardan uzaklaşacaklar"

827. Resulullah (s.a.a) "O günde bütün insanları önderleri ile birlikte çağırırız."ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Her kavim zamanlarının ima-mı, Allah'ın kitabı ve peygamberlerinin sünneti ile çağırılır."
828. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Siz ve sizin gibi olanlar dışında her kavim dünyada uydukları imamları ile birlikte kıyamet günü gelir; bu onlara, onlar da buna lanet eder."

829. İmam Hüseyin (a.s) "O günde bütün insanları önderleri ile birlik-te çağıracağız."ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Bir imam doğru yola ça-ğırmış ve takipçileri davetini kabul etmişlerdir. Bir imam da sapıklığa ça-ğırmış ve takipçileri davetine icabet etmiştirler. Onlar cennettedir bunlar ise cehennemde Allah'ın şu sözü de bunu ifade etmektedir."Bir grubu cennette, bir grubu ise yakıcı ateşte."

830. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Sen her zaman kendisini kulların için bir nişane, beldelerin için bir meşale kıldığın imam vasıtasıyla ipini bağladıktan ve kendisini hoşnutluğuna erişmek için araç kıldıktan sonra dinini güçlendirdin."
bak. el-Bihar, 8/7, 19 Bölüm

143. Bölüm İmam'ı Tanımak


831. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın "kime hikmet verilirse"ayeti hak-kında şöyle buyurmuştur: "(Hikmet) Allah'a itaat etmek ve imamı tanımak-tır."
832. İmam Bakır (a.s) Allah-u Teala'nın "Ölü iken kalbini diriltip, in-sanlar arasında yürürken önünü aydınlatacak bir nur verdiğimiz kimsenin durumu..."ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Ölü, bir şey bil-meyen kimsedir. Nur ise kendisine uyulan imamdır."

833. İmam Hüseyin (a.s) Allah'ın marifeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "(Marifetullah) Her zaman ehlinin kendisine itaat etmeleri farz olan imamlarını tanımasıdır."

834. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Biz Allah'ın itaatini farz kıldığı kimseleriz. Sizler insanların tanımamakta mazur olmadığı kimseye uyu-yorsunuz."
835. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dikkatli olunuz! Sizler tanımama hususunda mazur olmayacağınız kimseye itaat etmeyiniz."
bak. el-Bihar, 23/76, 4. Bölüm
el-Yetim, 4240. Bölüm
el-Mukarrebun, 3325. Bölüm


144.Bölüm İmamı Tanımanın veya Tanımamanın Etkileri


836. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz aziz ve celil olan Allah'ı sadece Allah'ı ve biz Ehl-i Beyt'ten olan imamını tanıyan kimse tanır ve ibadet eder."

837. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bizi tanıyan kimse mümindir, bizi inkar eden kimse ise kafirdir."
838. İmam Bakır (a.s) Allah-u Teala'nın "Karanlıklarda kalıp çıkamayan kimsenin durumu gibi midir?"ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlar imamlarını tanımayan kimselerdir."

839. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmam aziz ve celil olan Allah ile yaratıkları arasında bir kılavuzdur. Kim onu tanırsa mümindir ve kim de inkar ederse kafirdir."

145. Bölüm Zamanının İmamını Tanımadan Ölen Kimse


840. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim imamını tanımadan ölür-se cahiliye ölümü üzere ölmüştür."
841. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim zamanının imamını ta-nımadan sabahlarsa (ve o gece ölürse) cahiliye ölümü üzere ölmüştür."

842. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim boynunda biat olmaksı-zın ölürse cahiliye ölümü üzere ölmüştür."
843. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim imamsız ölürse cahiliye ölümü üzere ölmüştür."
İbn-i Ebi'l-Hadid'in nakl ettiğine göre

Abdullah b. Ömer Hz. Ali'ye biattan kaçındı ve gece biatsız ölmemek için Abdulmelik'e biat etmek üzere gece yarısı Hac-cac'ın kapısını çaldı. Onun bu düşüncesi Resulullah'tan nakl ettiği şu rivayetti: "Her kim imamsız ölürse cahiliye ölümü üzere ölmüştür."Haccac onu öylesine bir aşağıladı ki ayağını yatağından çıkararak şöyle dedi: "(Biat etmek için) elini ayağıma dokundur."

146. Bölüm İmamı Tanımayan ve Onu İnkar Etmeyen Kimse


844. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bizi tanımayan, ama inkar da et-meyen kimse Allah'ın kendisine farz kıldığı hidayete, yani bize itaatin ge-rekliliğine dönmediği sürece sapıktır. Bu sapıklığı üzere ölürse Allah ona dilediğini yapar."
845. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

"Her kim onu tanımaz ve düşman-lık ederse müşriktir ve eğer onu tanımaz, ona düşmanlık etmez ve düş-manına da dostluk elini uzatmazsa cahildir, müşrik değildir."
bak. 314. Konu, ed-Dalalet

147. Bölüm İmametin Şartları ve İmam'ın Özellikleri


Kur'an:
"Sabredip ayetlerimize kesin olarak inanmalarından ötürü, ara-larından, onları buyruğumuzla doğru yola götüren önderler yap-tık."
"Gerçeğe eriştiren mi, yoksa, birisi götürmezse gidemeyen mi uyulmağa daha layıktır? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?"
"Doğrusu Allah size onu seçti, bilgice ve vücutça gücünü artır-dı"dedi."

846. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bu işi (imamet makamını) sabır, ba-siret ve işleri bilen kimseler yüklenebilir."
847. İmam Rıza (a.s) İmamın sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "İmamet hu-susunda güçlü, siyaset hususunda ise bilgi sahibi olmalıdır."

848. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmam hakkı ikame etmek için dü-şünen bir kalp, konuşan bir dil ve gürleyen bir yürek sahibi olmalıdır."

849. İmam Ali (a.s) İmamların sıfatları hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlar dini derk ettiler, anlayan ve riayet eden bir akılla derk ettiler; duyan ve ri-vayet eden bir akılla değil! Şüphesiz ilmin ravileri çoktur; riayet edenleri azdır."
850. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim kendisini insanlara imam kılarsa başkalarını eğitmeden önce kendisini eğitmelidir. Başkalarını diliyle terbiye etmeden önce davranışları ile terbiye etmelidir."

851. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah'ın emrini sa-dece, ödün vermeyen ihmalkarlık etmeyen ve şahsi hedefleri peşinde koşmayan kimseler ayakta tutabilir."

852. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmam ağız, mide ve tenasül orga-nı hususunda hiç kimsenin kendisini kınayıp, "o yalancıdır, insanların ma-lını yemektedir"ve benzeri sözler söyleyemediği kimsedir."

853. İmam Bakır (a.s) imamın nişanesini açıklama hususunda şöyle buyurmuştur: "Helalzadelik, güzel terbiye ve boş şeyler ile oyalanmamak."
854. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bu ümmetin işine eskiden ve şimdi en layık olan kimse resule en yakın olan, kitabı en iyi bilen, dini en iyi dü-şünen, İslam'da öncü olan, cihatta üstün bulunan ve ümmetin yöneticili-ğini omuzlamada en güçlü olandır."

855. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmamlardan her kimde şu üç özellik bulunursa imam olmaya ve bu emaneti omuzlamaya layıktır: "Hükmünde adaletli olmak, insanlardan uzak durmamak ve Allah'ın kitabını yakın ve uzak herkes hakkında icra etmek."

856. İmam Hüseyin (a.s) Kufe ehline yazdığı bir mektupta şöyle buyurmuştur: "Ömrüme andolsun ki İmam, sadece Allah'ın kitabı üzere hüküm eden, adaleti uygulayan, hak dine bağlı olan ve Allah'ın (emirleri) karşısında nefsini dizginleyen kimsedir."

857. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmamın bir takım alametleri var-dır: İnsanların en bilgini, hüküm vermede en üstünü, insanların en takva-lısı, insanların en sabırlısı, insanların en cesuru, insanların en cömerdi ve insanların en abid olanıdır."

858. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz İmamet sadece kendi-sinde şu üç sıfat bulunan kimse ile ıslah olur: Kendisini haramlardan ko-ruyan takva, gazabına hakim olacak bir hilim ve yönettiği kimselere bir baba gibi güzel davranmak."
859. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bu işe insanların en

layık olanı; bu hususta en güçlü olan, Allah'ın bu konudaki emrini en iyi bilen, bir fitneci fitne kopardığında ona hakka dönmesini söyleyen ve dönmediği takdirde onunla savaşan, kimsedir."

860. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim ve bilgileri onları hakikatleri görmeye sevk etmiş ve yakinin ruhu ile mübaşeret etmişlerdir. Refah içinde yüzenlerin zor kabul ettiği şeyleri kolay görmüşlerdir...Onlar Al-lah'ın yeryüzündeki halifeleridir."

861. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmamete layık olan imamın bir ta-kım alametleri vardır. Bunlardan birincisi büyük ve küçük tüm günahlar-dan masum olduğunun, fetva verirken sürçmediğinin, yanlış cevap ver-mediğinin, yanılmadığının, unutmadığının ve dünyadan hiç bir şeye gönül bağlamadığının bilinmesidir.

İkinci olarak Allah'ın helal ve haramını, çe-şitli hükümlerini, emirlerini, yasaklarını ve insanların ihtiyaç duyduğu şey-leri en iyi bilendir. (O halde insanlar ona muhtaçtır). Onun insanlara ihti-yacı yoktur. Üçüncü olarak insanların en cesuru olmalıdır. Zira o mümin-ler grubunun kendisine yöneldiği kimsedir.

Eğer ilerlemekten geri kalırsa müminler de onun gerilemesiyle geri çekilirler. Dördüncü olarak; yeryü-zünün tüm insanları cimri olsa da insanların en cömerdi olmalıdır. Zira eğer hırslı olursa elinde bulunan Müslümanların malı hakkında da hırslı olur. Beşinci olarak; tüm günahlardan masum olmalıdır. Bu özelliği ile masum olmayan uyanlarından ayrılır. Zira o masum olmazsa diğer insan-ların düştüğü helak edici günahlar, şehvetler ve

lezzetlere kapılma husu-sunda kendisine güven olmaz."
862. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İtaati farz olan imamın velayetinin büyük sınırları onun her türlü hata, sürçme, kasıt, büyük ve küçük her türlü günahtan masum olduğunun bilinmesidir. Ne sürçer, ne hata eder, dini ortadan kaldıran hiç bir şeye gönül vermez. Boş şeylerle uğraşmaz. O Allah'ın helal ve haramını,

farz ve sünnetlerini, tüm hükümlerini en iyi bi-lendir. O bütün alemden müstağnidir. Diğerleri ona muhtaçtır. Şüphesiz o insanların en cömerdi ve insanların en cesurudur."
863. İmam Ali (a.s) Hemmam Hutbesinde Müminin sıfatlarını zikrettikten sonra şöyle buyurmuştur: "O kendisinden sonraki iyiler için imamdır."

864. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanın imamet makamına layık olmasını sağlayan şeylerden bazısı şunlardır: Temizlik, insanın ateşe gir-mesine sebep olan helak edici her türlü günah

ve isyandan arınma. Sonra ümmetin helal ve haram hususunda ihtiyaç duyduğu her şeyi aydınlatan bir ilim; Kur'an'ın özel ve genel, muhkem ve müteşabih hükümlerini, ilmi inceliklerini zihinden uzak tevillerini ve nasih ve mensuhunu bilecek bir bilgi."
bak. el-Levh, 3585. Bölüm
el-Bihar, 25/104. Bölüm Ebvab-u alamat'il İmam ve sıfatihi ve şeraitihi.


148.Bölüm İmametin Engelleri


865. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namus, kan, ganimet, ahkam ve Müslümanların imamet görevini (şunlara) vermenin doğru olmadığını bi-liyorsunuz: Cimri kimseye...Zira cimri kimse Müslümanların malına ta-mahlanır. Hakeza cahile...Zira cahil de cehaletiyle onları saptırır. Hakeza acımasız ve zalim kimseye..

.Zira acımasız insan, gaddarlığıyla onları ihti-yaçlarından mahrum bırakır. Hakeza devletlerden korkanlara, zira dev-letlerden korkan kimse de bir kavmi diğerinden kayırır. Hakeza hüküm-lerinde rüşvet olan kimseye. Zira rüşvet alan kimse hakları çiğner, hakkı sahibine ulaştırmada ihmalkarlık eder. Hakeza sünneti askıya alan kimse de ümmeti helak olmaya sürükler."
866. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala Davud'a (a.s) şöyle buyurmuştur: Alim ve şehvetleri seven bir kalbi (kimseyi), takva sahiple-rine imam kılmam haramdır."

149. Bölüm Adalet İmamlarına Farz Olan Şeyler


867. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah beni yaratıklarına imam kılmıştır. Fakir fakirliği ile bana uysun ve zengin zenginliği ile isyan etmeye kalkışmasın diye yiyeceğim, içeceğim ve giyeceğim hususunda in-sanların zayıfları gibi olmamı farz kılmıştır."
868. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah-u Teala fakir olan kimselerin, fakirlikleri sebebiyle isyan etmesinler diye hak imamlarına kendilerini zayıf insanlarla aynı tutmasını farz kılmıştır."

869. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hak imamların, yiyecek ve giyecek-lerinde insanların en zayıf halli olanlarına benzemesi onların güçlerinin yetmediği şeylerle ortalıkta belirmemeleri gerekir. Böylece fakir onu gö-rünce içinde olduğu durum sebebiyle Allah'tan hoşnut olur.

Zengin de onları görünce şükür ve alçak gönüllüğünü artırır."
870. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Halifeye iki kase dışında Allah'ın malından istifade etmesi helal değildir. Bir kaseyi kendisi ve ailesi yer, bir kaseyi de başkalarına yedirir."

871. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bilin ki hiç şüphesiz her uyanın kendisine uyduğu, ilminin nuruyla aydınlandığı bir imamı vardır. Bilin ki hiç şüphesiz imamınız dünyadan sadece iki eski elbise ve yiyecekten iki dilim ekmek ile yetinmektedir."
872. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz imama, Allah'ın emirle-rinden yüklendikleri dışında hiç bir şey gerekmez. (Allah'ın emirleri ise şunlardır: ) Öğütlerde ihmalkarlık etmemek, hayır dileme hususunda gay-ret göstermek, sünneti ihya etmek, müstahak olana hadleri uygulamak, pay sahiplerine paylarını (beytülmalden) vermek."

873. İmam Ali (a.s) Esvet Katebe'ye yazdığı mektupta şöyle buyurmuştur: "Al-lah'a hamd ve senadan sonra...Valinin istekleri olursa, onu bir çok adalet-ten alı-koyar. İnsanların işi, hak olan hususlarda senin yanında eşit olma-lıdır."
874. İmam Ali (a.s) Muhammed b. Ebi Bekir'e yazdığı mektubunda şöyle buyur-muştur: "Eğer halkın bir ihtiyacı olursa (vali) tanıdık ve yabancı kendi nezdinde eşit olsun diye oturmak ve yüzlerine bakmak hususunda ayrım-cılık yapma. Uzak ve yakın senin nezdinde eşit olsun."

150. Bölüm İmam ve Ümmetin Karşılıklı Hakları


875. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmamın Allah'ın indirdiği ile hük-metmesi ve emaneti eda etmesi üzerine bir haktır. Böyle yaptığı taktirde insanlara da onu dinlemesi, itaat etmesi ve kendilerini çağırdığında icabet etmesi üzerlerine bir haktır."

876. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a hamd ve senadan son-ra...Valinin bir fazlalığa erdiğinde veya bir nimete özgün kılındığında in-sanlara karşı davranışlarının değişmemesi, Allah'ın kendisine nasip ettiği nimetlerin Allah'ın kullarına olan yakınlığını ve kardeşlerine olan merha-metini

artırması üzerine bir haktır. Bilin ki sizin de benim üzerimdeki hakkınız savaş dışında bir sırrı sizden saklamamam, hüküm dışında meş-veret yapmaksızın bir işe başlamamam, hakkınızı zamanından erteleme-mem (hak ve isteklerinizi zamanında ödemem), onu ulaştırmada gecik-memem ve hak hususunda hepinizi eşit bilmemdir. O halde ne zaman böyle yapacak olursam Allah'ın sizlere nimet vermesi ve sizin de bana it-aat etmeniz bir haktır."

877. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz münezzeh olan Allah be-nim için işlerinizin velayeti sebebiyle bir hak tayin etmiştir. Benim üzeri-nizde hakkım olduğu gibi sizin de üzerimde hakkınız vardır."

151. Bölüm İmamlarınız Temsilcilerinizdir


878. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz imamlarınız Allah nez-dinde (gönderdiğiniz) temsilcilerinizdir. Din ve namazınız hususunda ki-mi temsilci gönderdiğinize dikkat edin."
879. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz imamlarınız Allah'a gön-derdiğiniz temsilcilerdir. Dolayısıyla din ve namazınızda kimi temsilci gönderdiğinize dikkat edin."


152.Bölüm Hak Olmayan İmama Uyan Kimse


880. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim imameti Allah tarafından olmayan bir imamı, imameti Allah tarafından olan bir imama ortak kılar-sa, şüphesiz Allah'a şirk koşmuştur."
881. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Tebarek ve Teala şöyle bu-yurmuştur: Allah tarafından olmayan zalim bir imamın velayetini kabul eden her Müslüman halka hiç şüphesiz azap edeceğim."

882. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah şöyle bu-yurmuştur: Aziz ve celil olan Allah tarafından olmayan zalim bir imama itaat eden her Müslüman halka, her ne kadar amellerinde iyi ve takvalı ol-sa da şüphesiz azap edeceğim."

153. Bölüm Cehennem İmamları


"Onları, ateşe çağıran önderler kıldık."
883. İmam Bakır (a.s) Allah-u Teala'nın "Uyulan kimse kendilerinden uzaklaşınca"ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Ey Cabir! Allah'a andolsun ki onlar zalim imamlar ve taraftarlarıdır."

884. Muhammed bin Mansur şöyle diyor: "İmam Bakır'a (a.s) aziz ve celil olan Allah'ın, "Bir kötülük yaptıklarında, "babalarımızı da bunun üzerinde bulduk."derler."ayetini sordum, şöyle buyurdu: "Şüphesiz bunlar zalim imamlardır."
885. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah nezdinde insanların en kötüsü sapan ve kendisi vasıtasıyla sapılan zalim imamdır. O uygula-nan sünneti öldürür ve terk eden bidati diriltir.

Şüphesiz ben Resulul-lah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu duydum: "Kıyamet günü zalim imam hiç bir yardımcısı ve özür dilemesi olmaksızın getirilir ve cehennem ateşine atılır. Cehennem ateşinde değirmen taşı gibi döner durur sonra derinlikle-rinde ipe çekilir."
886. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz zalim imamlar ve taraf-tarları Allah'ın dininden ve haktan uzaktırlar. Onlar fırtınalı bir günde rüzgarın savurduğu toprak gibi, yaptıkları ile sapıklığa düşmüşlerdir."

154. Bölüm İmamet İddiasında Bulunan Kimse


887. İmam Bakır (a.s) Allah-u Teala'nın "Allah'a karşı yalan uyduranla-rın, kıyamet günü, yüzlerinin simsiyah olduğunu görür-sün."(Zümer/60) ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlar imam olmadıkları halde imam olduğunu söyleyenlerdir."
888. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü Allah şu üç kim-seyle konuşmayacak,

onları temizlemeyecektir ve onlar için elim bir azap vardır: Öyle olmadığı halde imametinin Allah tarafından olduğunu iddia eden, Allah tarafından olan imamı inkar eden ve bu iki grubun İslam'dan bir nasibi olduğunu sananlar."
889. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ehli olmadığı halde imamet iddia-sında bulunan kimse kafirdir."
bak. el-Bihar 25/110, 3. Bölüm

155. Bölüm Zalim İmamların İmametini Meşru Göstermek için Uydurulan Hadisler


890. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir emire itaat ederse bana itaat etmiştir ve her kim de bir emire isyan ederse bana isyan etmiş-tir."
891. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Zorlukta ve kolaylıkta, hoşlukta ve hoş olmayan yerlerde ve zararına tamamlanan her yerde (bir emire) itaat edip, dinlemen gerekir."

892. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her ne kadar büyük günahları iş-lerseler de dindaşlarınızı tekfir etmeyin, her imamın arkasında namaz kı-lın, her ölünün cenaze namazını kılın ve her emirle birlikte cihat edin."
893. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Üç şey sünnettendir: Her imamın arkasında namaz kılmak; senin namazın sana onun günahı ise kendisine-dir. Her imamla cihat etmek; senin cihadın sana, onun kötülüğü kendine-dir. Her ne kadar intihar etmiş olsa da tevhit ehlinden olan her ölünün ardından namazını kılmak."

894. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her ne kadar büyük günahlar işle-se de, iyi veya kötü her emirle birlikte cihat etmek, sizlere farzdır. Her ne kadar büyük günah işlese de, iyi ve kötü her Müslümanın arkasından na-maz kılmak da sizlere farzdır."

895. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Farz namazları, her ne kadar bü-yük günah işlese de iyi ve kötü her Müslüman'ın arkasında kılmak farz-dır."
896. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Çok geçmeden benden sonra, aşina olmadığınız hoş olmayan olaylar olacaktır."Oradakiler, "Ya Resulul-lah! Bizlerden o zamana erişenlere ne emrediyorsun?"diye sorunca şöyle buyurdu: "Boynunuzda olan hakları ödeyin, sizler için olan şeyleri Allah'tan dile-yin."

897. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Çok geçmeden tatsız olaylarla karşılaşacaksınız, havuzda benimle görüşünceye kadar sabredin."
898. Vail-i Hazremi şöyle diyor: "Seleme bin Yezid ec-Cu'fi Resulullah'a (s.a.a) şunu sordu: "Eğer bizlere bir takım hakimler hükmeder de bizler-den haklarını ister ve bizleri hakkımızdan alı-koyarsa, bizlere bu konuda ne emrediyorsun?"Peygamber (s.a.a) ondan yüz çevirdi. O yeniden sordu.

Peygamber yeniden yüz çevirdi. İkinci ve üçüncü defa yeniden aynı soruyu sordu. Bu esnada Eş'as bin Kays onu kendine doğru çekerek şöyle dedi: "Emirlerini dinleyin ve itaat edin; zira herkes kendi günahını yükle-necektir."Başka bir rivayette ise şöyle yer almıştır: "Eş'as onu kendine doğru çekti ve Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu:

"Emirlerini dinleyin, itaat edin..."
899. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Benden sonra hidayetime uyma-yan sünnetime bağlı kalmayan imamlar gelecektir. Onların arasından insan şeklinde kalpleri şeytan kimseler kıyam edecektir."(Ravi şöyle diyor) Ben, "Eğer böyle bir zamana ulaşırsam ne yapayım?"diye sorunca şöyle buyurdu: "Emirin sözünü dinle ve itaat et. Her ne kadar sırtına kırbaç vu-rulsa ve tüm servetin elinden alınsa yine de kulak ver ve itaat et."

900. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim emirinden hoşlanmadığı bir şey görürse sabretsin, zira her kim cemaatten bir karış dahi ayrıldığı bir halde ölürse cahiliye üzere ölmüştür."

901. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İmamlarınızın en kötüsü; sizlerin onu, onun da sizi düşman bildiği; sizlerin ondan, onunda sizden nefret ettiği imamlardır."Bu esnada, "Ya Resulullah! Onlara kılıç çekmeyelim mi?"denilince şöyle buyurdu: "İçinizde namaz kıldığı müddetçe hayır, valileri-nizden hoşlanmadığınız bir şey gördüğünüzde işlerini kötümseyin. İtaa-tinden el çekmeyin."

Bu esas üzere uydurulmuş hadisler gerçekten de çoktur. Kaynaklarına müracaat ediniz.
bak. el-Ma'ruf (2), 2690. Bölüm
el-Hak, 892. Bölüm
es-Sultan, 1855-1858. Bölümler

156. Bölüm Münezzeh Olan Allah'a İtaat Etmeyen Kimseye İtaat Edilmez


"Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar."
902. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bilin! Ailevi şerafeti ile övünen ve kendi soyunu üstün gören büyüklerinize ve önde gelenlerinize itaat et-mekten sakının, sakının. Zira onlar asabiyetin (nasyonalizmin) temelleri, fitne erkanının sütunları ve cahiliye kıvançlarının kılıçlarıdırlar."

903. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'a itaat etmeyen kimseye itaat olunmaz."
904. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dininiz hakkında üç şeyden sakını-nız: Allah'ın kendisine Kur'an verdiği kimseden...Allah'ın kendisine ver-diği kudret üzere "Bana itaat eden Allah'a itaat etmiştir ve bana isyan eden Allah'a isyan etmiştir"diyen kimseden. Zira şüphesiz yalan söyle-mektedir. Yaratıcı dışında hiç bir yaratıktan korku yoktur."
905. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dininiz hususunda şu üç kimseden sakınınız: "..

.Aziz ve celil olan Allah'ın kendisine kudret verdiği, kudret üzere kendisine itaatin Allah'a itaat ve kendisine isyanın Allah'a isyan ol-duğunu zanneden kimseden. Zira yalan söylemektedir. Allah'a isyan hu-susunda hiç bir yaratığına itaat yoktur. Şüphesiz itaat sadece Allah'a, Re-sulüne ve veliyy-i emre aittir. Aziz ve celil olan Allah şüphesiz Resulüne itaati emretmiştir. Zira o masumdur."

906. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ya Ali! Şu dört şey insanın belini büken şeylerdendir: "Allah' a isyan ettiği halde emrine itaat edilen imam..."

907. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Resulullah (s.a.a) bir ordu gönderdi, onlara bir emir tayin etti, emirlerini dinleyip itaat etmelerini istedi. Böyle-ce emir bir ateş yaktı ve onlara kendilerini ateşe atmalarını emretti. Ama onlardan bir grup ateşe girmekten sakındı ve "Biz ateşten kaçanla-rız."dediler.

Bir grubu ise ateşe girmek istedi. Bu haber Resulullah'a (s.a.a) ulaşınca şöyle buyurdu: "Eğer girmiş olsalardı onda ebedi kalırlar-dı."Ardından şöyle buyurdu: "Allah'a günah hususunda itaat yoktur. İtaat sadece iyiliktedir."
bak. el-Maruf (2), 2690. Bölüm
el-İbadet, 2496. Bölüm
Kenz'ul Ummal, 5/791-798


157.Bölüm Zalim İmamlara Kıyam Etmenin Farz Oluşu


908. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz çok geçmeden İslam de-ğirmenin taşı dönmeye başlayacak; o halde siz de Kur'an'ın etrafında dö-nün. Çok yakında kudret ve Kur'an birbiriyle savaşacaktır ve birbirinden ayrılacaktır. Şüphesiz çok yakında sizlere ayrı, kendilerine ise ayrı hükme-den padişahlar gelecektir.

Onlara itaat edecek olursanız saparsınız. İsyan ederseniz sizleri öldürürler."Oradakiler, "Ya Resulullah! Böyle bir za-manda ne yapalım?"deyince şöyle buyurdu: "İsa'nın ashabı gibi olun. On-lar testerelerle biçildiler ve dar ağaçlarına asıldılar. Allah'a itaat yolunda ölmek, günah içinde yaşamaktan daha hayırlıdır."

909. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz İslam değirmeni dön-meye başlamıştır. Kitap ve kudret çok yakında birbirinden ayrılacaktır. O halde siz kitabın etrafında dönün.

Sizlere bir takım imamlar gelecektir. Onlara itaat edecek olursanız saparsınız. İsyan edecek olursanız öldürü-lürsünüz."Oradakiler, "O zaman ne yapalım ya Resulullah?"deyince, şöyle buyur-du: "İsa'nın ashabı gibi olun. Onlar dar ağaçlarına asıldılar ve testerelerle biçildiler. İtaat içinde ölüm, günah içinde yaşamaktan daha hayırlıdır."

910. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizlere yakında bir takım imamlar gelecektir, rızıklarınıza el koyacak, konuşunca sizlere yalan söyleyecek, kötü amellerde bulunacak, çirkinliklerini güzel görmedikçe ve yalanlarını doğrulamadıkça sizden razı olmayacaklar. O halde haktan razı oldukları müddetçe onu kendilerine verin, hakkı çiğnedikleri taktirde ise (savaşın), bu yolda ölen kimse şehittir."

911. İmam Ali (a.s) hüzünlü ve nefes nefese bir halde ashabının yanına gelerek şöy-le buyurmuştur: "Sizlere gölge salan zamana ne yapacaksınız? O zaman ilahi hudutlar askıya alınacak ve mallar elden ele dolaşacaktır. Allah'ın dostlarına düşmanlık edilecek, Allah'ın düşmanları dost tutulacaktır.

(Ravi şöyle diyor:) Ben, "Ey Müminlerin Emiri! Eğer o zamana erişecek olursak ne yapalım?"diye sorunca şöyle buyurdu: "Testerelerle biçilen ve dar ağaçlarına asılan Hz. İsa'nın (a.s) ashabı gibi olun. Aziz ve celil olan Allah'a itaat yolunda ölmek günahla yaşamaktan daha hayırlıdır."

912. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aranızda alimler, fakihler, soylular, hikmet sahipleri, Kur'an bilginleri, geceyi ibadetle geçirenler, camileri Kur'an tilavetiyle imar edenler varken beyinsizlerinizin, kötülerinizin ve aşağılık kimselerinizin üzerinize hükümet etmek için sizlerle çekişmeleri-ne kızmıyor ve üzülmüyor musunuz?"

bak. eş-Şia 2149. Bölüm
et-Takiyye, 4180. Bölüm
el-Hevaric, 1017. Bölüm

158. Bölüm Kıyam Etmemenin Caiz Olduğu Hususlar


913. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Sedir! Allah'a andolsun ki şu keçiler kadar ashabım olsaydı oturmayı caiz görmezdim."Sedir şöyle di-yor: "Biz indik, namaz kıldık, namazdan sonra keçilere baktım ve sayınca on yedi tane olduğunu gördüm."
914. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmam için Bedir ehli sayısınca üç-yüzonüç kişi toplanacak olursa kıyam edip durumu değiştirmesi farzdır."

915. İmam Sadık (a.s) Mufazzal b. Kays'a şöyle buyurmuştur: "Kufe'deki taraf-tarlarımız ne kadardır? (Mufazzal şöyle diyor: ) "elli bin"dedim. Sürekli bana bir şeyler sordu, nihayet şöyle buyurdu: "Allah'a andolsun ki Ku-fe'de makam ve mevkimizi tanıyan ve hakkımızda haktan başka bir şey söylemeyen yirmi beş kişinin olmasını isterdim."
bak. eş-Şukr, 2065. Bölüm
el-İmamet (3), 238. Bölüm
es-Sevre, 475. Bölüm

159. Bölüm Mutezile'ye Göre Zalim İmamlara Kıyam Etmenin Hükmü


İbn-i Ebi'l Hadid şöyle diyor: "Ashabımıza göre zalim imamlara karşı kıyam etmek farzdır. Hakeza ashabımıza göre güvenilir bir şüphe ve hata olmaksızın (aksine kudret ve hükümetin hakkı olmadığını bildiği halde) hükümeti ele geçiren fasıklara, aleyhlerine kıyam eden, dinden bahseden,

iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran kimseler aleyhine yardımcı olmak caiz değildir. Aksine her ne kadar kendileri için ortaya çıkan dini bir şüphe üzere kabul ettikleri inançları sebebiyle sapmış olsalar da fasık ida-reciye karşı kıyam edenlere yardım etmek farzdır."

22.Konu el-İmamet el-İmamet-i Hasse


Özel İmamet


el-Bihar 36/192-418, Ebvab'un-Nusus ale'l-Eimme (a.s)
el-Bihar, 23/104, 7. Bölüm, Fezail-u Ehl'il Beyt, Haber'us-Sekaleyn ve's-Sefine
el-Bihar, 26/18-226, Ebvab-u Ulum'il Eimme (a.s)
Kenz'ul Ummal, 12/93-129, Fezail-u Ehl'il Beyt (a.s)

bak.
es-Sadik, 290. Konu; el-İsmet, 358. Konu ve el-Emsal, 3604-3606. Bölümler

160. Bölüm İmam Seçimi



916. İmam Mehdi (a.s) Sa'd bin Abdullah Kumi'nin kendisine, taraftarlarının kendi başlarına neden bir imam seçemeyeceğini sorması üzerine şöyle buyurmuştur: "O imam iyi midir, yoksa kötü mü?"(Sa'd diyor ki: ) "İyidir"deyince şöyle buyurdu: "Acaba onlardan birinin iyi ve kötü hakkındaki görüşünün ne olduğunu bilmemesi ve neticede kötü bir insanı seçmesi mümkün mü-dür?"Ben: "Evet"deyince de şöyle buyurdu: "İşte bu yüzden!

Senin için ikna olasın diye bir burhan getireyim."Daha sonra şöyle buyurdu: "Bana söyle: Acaba aziz ve celil olan Allah'ın seçtiği, kendilerine kitap indirdiği vahiy ve ismetle güçlendirdiği ümmetlerin ileri gelenleri olduğu, seçme hususunda onlardan daha güçlü bulunduğu halde Musa ve İsa'nın (a.s) akli üstünlükleri ve ilmi kemallerine rağmen seçmek istediklerinde bir münafığı seçmeleri ve onun mümin olduğunu sanmaları mümkün mü-dür?"Ben:

"Hayır"deyince şöyle buyurdu: "Musa Kelimullah akli üstün-lüğüne, ilmi kemaline ve kendisine inen vahye rağmen Allah ile görüşmek için iman ve ihlaslarından hiç şüphe duymadığı kavminin ileri gelenlerin-den ve ordusunun başlarından yetmiş kişiyi seçti, ama bu seçimi münafık-ları da kapsadı.

Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurdu: "Musa kavmin-den yetmiş kişiyi bizi görmek için seçti."Dolayısıyla Allah'ın pey-gamber olarak seçtiği kimse bile iyi yerine kötüyü seçmekte ve de onun kötü değil de, iyi olduğunu zannetmektedir. Buradan da anlıyoruz ki (İmam) seçmek sadece kalbin gizliliklerinden haberdar olan (Allah'a) mahsustur."
Şura, 2138 ve 2141. Bölümler