İNANÇLARIMIZ:NASIR MEKARİM ŞİRAZİ
 



79.Bölüm Bebeğinin Kulağına Ezan Okumaya Teşvik


447. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey Ali! Erkek veya kız çocuğun olduğunda sağ kulağına ezan oku, sol kulağına ise kamet getir. Böylece şeytan ona ebedi olarak zarar veremez."

448. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Esma binti Umeys bana, Fatıma'nın (a.s) kendisine şöyle buyurduğunu söyledi: "Hasan'a (a.s) ha-mile kalıp onu doğurduğumda Peygamber (s.a.a) geldi...Sağ kulağına ezan okudu, sol kulağına ise kamet getirdi...Bir yıl sonra Hüseyin (a.s) doğunca yine Peygamber (s.a.a) geldi ve şöyle buyurdu:

"Ey Esma! Oğlumu bana getir."Hüseyin'i beyaz bir kundak içinde kendisine verdim. Böylece sağ kulağına ezan okudu, sol kulağına ise kamet getirdi. Sonra onu dizinin üzerine koydu ve ağladı."

449. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Peygamber (s.a.a), Hasan (a.s) dünyaya gelince kulağına namaz ezanını okudu."

450. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizden birinin çocuğu olunca da-mağını Fırat suyu ile ıslatsın, sağ kulağına ezan okusun, sol kulağına ise kamet getirsin."
451. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim kötü ahlaklı olursa kula-ğına ezan okuyun."
bak. Vesail'uş-Şia 4/672, 46. Bölüm

9.Konu el-İza Eziyet etmek


el-Bihar 75/147, 57. Bölüm, Men Ehafe Mu'minen ev Zerebehu ev Azahu
bak.
et-Tahkir, 118. Konu; el-Carr, 642. Bölüm; ez-Zevac, 1655 ve 1656. Bö-lümler

80. Bölüm Eziyet Etmek


452. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a andolsun ki iyiler kurtulu-şa ermiştir. Onların kim olduğunu biliyor musun? Onlar bir karıncayı bile incitmeyenlerdir."
453. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en zelil olanı, insanları hor sayanlardır."

81. Bölüm Mümine Eziyet Etmek


Kur'an:
"İman eden erkek ve kadınları, yapmadıkları bir şeyden ötürü incitenler, şüphesiz iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olurlar"

454. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bir mümine eziyet eden, şüphesiz ki bana eziyet etmiştir."
455. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir Müslümanın, diğer bir Müslü-manı dehşete düşürmesi caiz değildir."
456. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah şöyle bu-yurmuştur: "Mümin kuluma eziyet eden bana savaş ilan etmelidir."

457. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kim mümine kendisini korkutan bir bakışla bakarsa Allah-u Teala kendi gölgesinden başka hiç bir gölgenin olmadığı günde onu korkutur."
458. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah Tebarek ve Teala şöyle bu-yurmuştur: "Her kim dostlarımdan birine hakaret ederse benimle savaş-maya hazırlanmıştır."

459. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir mümini üzer de son-ra ona dünyayı verecek olursa yine de bu (günahının) kefareti olamaz."
bak. Vesail'uş Şia; 8/587ve 588; 145 ve 146. Bölümler


82.Bölüm Eziyetten Çekinmek


460. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanlara eziyet etme, zira insan-lara eziyet etmemek kendin için ödediğin bir sadakadır."
461. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eziyet etmemek aklın kemale erdiğinin göstergesidir. Aynı zamanda dünya ve ahirette insanın rahat olmasını sağlar."

462. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim insanlara eziyetten el çe-kerse onlardan bir el, ama kendisinden bir çok el çekilmiş olur."
463. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminin nefsi kendisinden sıkıntı-dadır; ama insanlar kendisinden rahattadır."

83. Bölüm Allah Yolunda Eziyetlere Sabretmek


Kur'an
"İnsanlardan: "Allah'a inandık"diyenler vardır; ama Allah uğ-runda bir eziyete uğratılınca, insanların eziyetini Allah'ın azabı gi-bi tutarlar. Rabbinden bir yardım gelecek olursa, Andolsun ki, "Doğrusu biz sizinle berâberdik"derler. Allah, herkesin kalbinde olanları en iyi bilen değil midir?"

"Hicret edenlerin, memleketlerinden çıkarılanların, yolumda eziyete uğratılanların, savaşan ve öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim."

"Senden önce nice peygamberler yalanlandı ve kendilerine yar-dımımız gelene kadar yalanlanmalarına ve sıkıştırılmaya katlandı-lar. Allah'ın sözlerini değiştirebilecek yoktur; Andolsun ki pey-gamberlerin haberi sana da geldi."
464. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hiç kimse Allah yolunda benim kadar eziyet görmemiş, incitilmemiştir."
bak. En-Nübüvvet (3), 3842. Bölüm

10. Konu et-Tarih Tarih


el-Bihar 40/218, 97. Bölüm

bak.
Ez-Zeman, 204. Konu; el-Gayb, 399. Konu; el-Ma'rifet (3), 2620. Bölüm; el-Fikr, 3257. Bölüm; el-Emsal, 3597. Bölüm

84.Bölüm Hicri Takvimin Başlangıcı


465. İbn-i Müseyyib şöyle diyor: "Ömer, "Tarihi hesaplamaya ne zamandan başlalayalım?"dedi. Muhacirler toplandı. Ali (a.s) ona şöyle dedi: Resulul-lah'ın (s.a.a) hicret ettiği ve şirk toprağını terk ettiği günden itiba-ren."Ömer de bunu yaptı."
466. İbn-i Müseyyib şöyle diyor: : "Tarihi (başlangıç olarak) ilk yazan Ömer'dir. Ömer hilafetinden iki buçuk yıl geçtikten sonra, Ali b. Ebi Ta-lib ile meşveret ederek hicretten on altı yılı kaydetti."

467. Meymun b. Mihran şöyle diyor: "Ömer'e vadesi Şaban ayı olan bir senet verildi. Ömer, "Hangi Şaban?"dedi. Gelecek Şaban mı, geçen Şaban mı, şu andaki Şaban mı?"Sonra Resulullah'ın (s.a.a) ashabına şöyle dedi: "İn-sanlara bildikleri bir tarihi kararlaştırın."Bunun üzerine bazısı, "Rum tari-hi esasınca yazsınlar."dedi.

Halk, "Rumların uzun bir tarihi vardır ve Zül-karyneyn'den itibaren hesaplamaktadırlar."dediler."İran tarihi esasınca yazsınlar."dediler."İran'da başa geçen her padişah öncekinin tarihini at-mıştır."dedi. Bunun üzerine görüşleri, hicretten on yıl geçtiği ve dolayısıy-la Peygamberin (s.a.a) hicretinin tarihi başlangıç olması hususunda birleş-tiler."

468. Ömer bin Hattab halkı toplayarak, "Hangi günden itibaren yaza-lım?"dedi. Ali (a.s) "Resulullah'ın (s.a.a) hicret ettiği, şirk toprağını terk ettiği günden itibaren."diye buyurdu. Böylece adeta, "bidat çıkarmayın, tarihi Resulullah (s.a.a ) zamanında yazıldığı gibi yazın."gerçeğine işaret etti. Zira Resulullah Rebiulevvel ayında Medine'ye gelince tarihinin kay-dedilmesini emretti."

469. Züheri ve Şa'bi şöyle diyorlar: "Adem cennetten yere inip, çocukları her yere dağılınca çocukları tarihi Adem'in cennetten indirilişinden itibaren saydılar ve o gün tarihin başlangıcı oldu. Sonra Allah Nuh'u peygamber gönderdi. O günden itibaren Nuh'un peygamber olarak gönderildiği gün, tufan kopuncaya kadar tarih sayıldı. Daha sonra da tufan olayı, İbrahim'in ateşe atılma olayına kadar tarih sayıldı. İshak oğulları,

İbrahim'in ateşe atıldığı günü, Yusuf'un bisetine; daha sonra Yusuf'un bisetini, Musa'nın bisetine; Musa'nın bisetini, Süleyman'ın hükümetine; Süleyman'ın hükümetini, İsa'nın bisetine ve İsa'nın bisetini de Resulullah'ın (s.a.a) bi-setine kadar tarihi başlangıç olarak saydılar.

İsmail oğulları da İbrahim'in ateşe atıldığı günü, İbrahim ve İsmail'in Kabe'yi bina ettikleri zamana ka-dar tarih saydılar. Ardından Ka'be'nin bina edildiği gün, "Meadd"ın da-ğıldığı zamana kadar tarih sayıldı. Tehame'den çıkan her kavim ise çıkış zamanlarını tarih kabul etti.

Sonra Ka'b b. Lueyy öldü ve onun ölüm gü-nü, Fil yılına kadar tarih sayıldı. Böylece Fil olayı tarih oldu. Son olarak da Ömer hicreti tarih kabul etti. Ömer 17. veya 18. yılda hicreti tarih (baş-langıcı) olarak kabul etti."

470. Abdülaziz b. İmran şöyle diyor: "İnsanların her zaman bir tarihi (baş-langıcı) vardı. İlk önce Adem'in cennetten inişini tarih saydılar. Bu Al-lah'ın Nuh'u gönderişine kadar sürdü. Sonra halk Nuh'un kavmine bed-duasını tarihin başlangıcı kabul etti. Sonra Nuh'un tufanını tarihin baş-langıcı saydılar.

Ardından İbrahim'in ateşe atılmasını tarihin başlangıcı bildiler. Daha sonra İsmail oğulları, Ka'be'nin bina edildiği zamanı tarihin başlangıcı kabul etti. Sonra Ka'b b. Lueyy'in ölümünü, sonra Fil yılını ve sonra da Müslümanlar Peygamberin (s.a.a) hicretini tarihin başlangıcı ola-rak kabul ettiler."


11.Konu el-Arz Yeryüzü


Vesail'uş Şia, 11/119, 72. Bölüm; el-Bihar, 100/58, 9. Bölüm Ahkam'ul Erezin; el-Bihar, 104/253, 2. Bölüm; Vesail'uş Şia, 17/326, İhya'ul Mevat
Kenz'ul Ummal, 3/890-805, İhya'ul Mevat
Kenz'ul Ummal, 3/913, Fi Ma Yeteelleku Bil Ektaat
bak.
el-Hilkat, 147. Konu; el-Halık, 1086. Bölüm ve eş-Şirke, 1996. Bölüm

85.Bölüm Yeryüzünün Hükümleri


471. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah yeryüzünü kul-larından dilediğine miras bırakır."ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Allah'a ait olan, Resulullah'a aittir. Resulullah'a ait olan ise Resulul-lah'tan sonraki İmam'a aittir."
472. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur:

"Ali'nin (a.s) kitabında şunu bul-duk: "Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğine miras bırakır ve akıbet takva sahiplerinindir."Ben ve Ehl-i Beyt'im Allah'ın yeryüzünü miras bıraktığı kimseleriz ve takva sahipleri biziz. Tüm yeryü-zü bizimdir. O halde her kim Müslümanların toprağından bir toprağı ihya ederse Ehl-i Beyt'imden olan İmam'a haracını (vergisini) vermelidir. Ondan yedikleri ise kendisine aittir."

86.Bölüm Her Kim Bir Toprağı İhya Ederse Onundur


473. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim ölü bir toprağı ihya eder-se kendisinindir. Zalim ırkın (gaspçının) hiç bir hakkı yoktur."
474. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Yeryüzü Allah'ın arzıdır. Kullar da Allah'ın kuludur. Her kim ölü bir toprağı ihya ederse o toprak kendi-sinindir."

475. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kullar, Allah'ın kuludur. Beldeler de Allah'ın beldesidir. Her kim ölü bir toprağı ihya ederse onundur. Hiç bir zalim ırkın (gaspçının) hakkı yoktur."
476. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölü topraklar Allah'ın ve Resulü-nündür. O halde her kim ölü bir toprağı ihya ederse o toprak kendisinin-dir."

477. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim sahipsiz bir toprağı ihya ederse ona daha müstahaktır. (Öncelik sahibidir)"
478. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim Müslümanların peşice gitmediği bir şeye ilk önce giderse o kendisinindir."

479. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Etrafına duvar ördüğünüz ve içinde çalıştığınız topraklar sizindir. Ama duvar çekmediğiniz topraklar Allah ve Resulünündür."
bak. 201. Konu,ez-Ziraat ve
285. Konu, eş-Şecer

87.Bölüm Dirileri Öldürmek


480. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ekilen her bitkiyi hasat edinceye kadar kendisine müvekkel kılınan bir melek korur. Her kim o bitkiyi çiğ-nerse, o melek kendisine lanet eder."

481. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey Ali! Git ve Resulullah tarafın-dan değil, Allah tarafından şöyle de: "Her kim sedir ağacını (üç bin yıldan fazla yaşayan bir ağaç) keserse Allah ona lanet eder."

482. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim harap ve bayındır olma-yan bir toprağa varır da üzerinde çalışır, nehirlerini akıtır ve bayındır kı-larsa sadakasını (zekatını) vermelidir.

Eğer o toprağın önceden bir sahibi varsa, ama onu terk edip gitmişse ve neticede o topraklar harabeye dö-nüştükten sonra geri gelip o toprakları istiyorsa (bilsin ki) topraklar Al-lah'ın ve bayındır kılanındır."
bak. eş-Şecer, 1955. Bölüm

Vesail'uş Şia 17/328, 3. Bölüm


12.Konu el-Esir Esir-Tutsak


bak.
el-Harb, 100. Konu; el-Habs, 93. Konu; el-Muharıb, 101. Konu; el-Katl, 3280. Bölüm; el-Cihad (1), 583. Bölüm, el-Baği, 377. Bölüm

88.Bölümü Esarete Teslim Olmak Caiz Değildir


483. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Resulullah (s.a.a) Ali'yi (a.s) be-raat ilanı için gönderince bir grubu da onunla birlikte yolladı ve şöyle bu-yurdu: "Her kim ağır yara almadan esarete teslim olursa bizden değildir."
484. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

"Her kim ağır bir yara almadan esa-ret altına girerse, (kurtuluşu için) beytülmalden kendisine fidye verilmez. Fidyesi yakınları istediği taktirde kendi malından verilmelidir."

89.Bölüm Esire İhsanda Bulunmak


Kur'an
"Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire ye-dirirler"
"Elinizde bulunan esirlere, "Allah kalplerinizde bir iyilik bulur-sa, size sizden alınanın daha hayırlısını verir, sizi bağışlar, Allah bağışlayandır, merhamet edendir"de."

485. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her ne kadar ertesi gün öldürmek istese de esire yemek yedirmek, onu esir alanın üzerine bir haktır. Kafir olsun veya olmasın onu yedirmesi, içirmesi, gölgede tutması, güzel dav-ranılması beğenilen bir davranıştır."
486. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her ne kadar ertesi gün öldürülecek olsa da esire yemek yedirmek ve ihsanda bulunmak farz olan bir haktır."

487. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Ali (a.s) müebbet hapse mahkum olan kimseye, Müslümanların beytülmalinden yemek yedirirdi."

488. İmam Ali (a.s) İbn-i Mülcem tarafından yaralanınca oğlu Hasan'a (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bu esiri hapsedin, yedirin, içirin ve esaret halinde ona güzel davranın."

13.Konu el-Usve Örnek


bak.
el-İmamet (1), 22. Konu

90.Bölüm Örnek


Kur'an
"Ey iman edenler! Andolsun ki, sizin için, Allah'a ve ahiret gü-nüne kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok anan kimseler için Resu-lullah en güzel örnektir."
"İbrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır."

"Andolsun ki, sizlerden, Allah'ı ve ahiret gününü uman kimseler için, bunlarda güzel örnekler vardır. Kim yüz çevirirse kendi aleyhine olur, doğrusu Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır."

489. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlardan Allah'ın en çok buğz ettiği kimse bir imamın sünnetine uyan, ama amellerine uyma-yan kimsedir."
490. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim kendini halka imam kılarsa, başkasını eğitmeden önce kendini eğitmeye çalışmalı, diliyle terbiye etmeden önce siretiyle (davranış biçimiyle) terbiye etmelidir."


14.Konu el-Usul Usul-Temeller


el-Bihar, 2/268, 33. Bölüm, Ma Yumkinu en Yustenbite minel Ayat ve'l Ahbar min muteferrikat-i Mesail-i Usul'il Fıkh

bak.
el-Hadis, 724. Bölüm

91.Bölüm Her Şey Mutlaktır


491. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her şey, hakkında bir nas (açık söz) bulununcaya kadar mutlaktır."
492. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her şey, hakkında bir yasaklama bulunmadıkça mutlaktır."
493. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Haram olduğunu bilmedikçe her şey sana helaldir.

Ama haram olduğunu bilince onu terk etmelisin. Aksi sana belli olmadıkça veya bir delil bulmadıkça her şey böyledir. (helal-dir.)"
494. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sana bir emir veya yasaklama ol-madıkça her şey mutlaktır. Helal veya haram ihtimali olan her şey, (en azından) bir miktarının haram olduğunu bilmedikçe sana ebedi olarak he-laldir. Ama haram olduğunu bilince onu terk et."

495. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Helal veya haram ihtimali olan her şey, (en azından) bir miktarının kesin bir şekilde haram olduğunu bilmedikçe sana ebedi olarak helaldir. Ama haram olduğunu bilince onu terk et"

92.Bölüm Her Şey Temizdir


496. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Necis olduğunu bilmedikçe her şey temizdir. Bildiğin taktirde artık necis olur. Necis olduğunu bilmiyor-san, sana bir şey yoktur."
bak. vesail'uş Şia, 2. /1053/37. Bölüm

93.Bölüm Yakin, Şek İle Bozulmaz


497. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim yakin üzere olur da şek ederse yakinini sürdürsün, şüphesiz yakin şek ile def edilmez."
498. İmam Bakır (a.s) abdestinde şek eden bir kimse hakkında şöyle buyurmuştur: "Yakin ebedi olarak şek sebebiyle bozulmaz, sadece başka bir yakin vesi-lesiyle bozulur."

94.Bölüm Allah'ın Galabe Çaldığı Hususlar


499. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah, galebe çaldığı her hususta kulunun özrünü kabul eder."
500. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah, galebe çaldığı (güç yetirdiği ve kulun iradesi dışında kalan) şeylerde kulun özrünü kabul etmeye daha evladır."

95.Bölüm Allah'ın Gizlediği Şey


501. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın kullarından gizlediği şey hususunda kulların hiç bir sorumluluğu yoktur. '"
502. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hiç şüphesiz Allah, sadece kulla-rına verdiği ve onlara tanıttığı şeyleri delil gösterir."
bak. 97. Konu, el-Huccet

96.Bölüm Farklı Temel Hükümler


503. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Fert hakkında verdiğim hükümler cemaat hakkında da geçerlidir."
504. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın belirsiz bıraktığı şeyleri siz de belirsiz bırakın. (açıklamaya çalışmayın)."

505. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz insanların mallarında egemenlik hakları vardır. (özel mülkiyet hakları vardır. )"
506. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'da "veya"kelimesi ile ifade edilen her şey hususunda insan özgürdür ve istediğini seçer."

507. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah haram kıldığı her şeyi, hiç şüphesiz zor durumda kalan kimseye helal kılmıştır."
508. İmam Sadık (a.s) yerden bir kapla su alıp gusleden kimse hakkında şöyle bu-yurmuştur: "Sakıncası yoktur. Nitekim Allah şöyle buyurmuştur: "Allah sizlere dinde zorluk kılmamıştır."

509. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Yaratılışın temelinde olan her şey azalır veya eksilirse bu bir ayıptır."
510. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Resulullah (s.a.a)Medine halkı için hurmalıkları sulama hususunda şöyle hükmetti: Fazla sudan istifade etmek noktasında insanlar engellenmemelidir.

Bedeviler hakkında ise şöyle hükmetti: Otlağa su akmasın diye fazla suya engel olmamak gere-kir."Daha sonra şöyle buyurdu: "İnsanın hiç kimseye zarar vermesi caiz değildir."
511. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Müslümanlar koydukları şartlara bağlı kalmalıdırlar."


15.Konu el-Afat Afetler


bak.
ed-Din, 1305. Bölüm

97.Bölüm Afetler


512. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Zekiliğin afeti kendini övmektir. Cesurluğun afeti, başkasının hakkına tecavüz etmek; affetmenin afeti minnet; güzelliğin afeti gurur; ibadetin afeti gevşeklik; konuşmanın afeti yalan; ilmin afeti unutkanlık; hilmin afeti beyinsizlik; soy şerafetinin afeti böbürlenmek ve cömertliğin afeti israftır."
513. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dinin afeti nefsani isteklerdir."

514. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her şeyin bir afeti vardır. İlmin afeti unutkanlık; ibadetin afeti riya; aklın afeti kendini beğenmek; soyluluğun afeti kibir; zekiliğin afeti kendini övmek; cömertliğin afeti israf; hayanın afeti güçsüzlük; hilmin afeti zillet ve güçlülüğün afeti ise sövmektir."
515. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Korkaklık afettir."
516. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Akılların afeti nefsani isteklerdir."
517. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmanın afeti şirktir."

518. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yakinin afeti şektir."
519. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nimetlerin afeti nankörlüktür."
520. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İtaatin afeti isyandır."
521. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şerefin afeti kibirdir."

522. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zekavetin afeti hiledir."
523. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İbadetin afeti riyadır."
524. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cömertliğin afeti minnettir."
525. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dinin afeti kötü zanda bulunmak-tadır."
526. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aklın afeti nefsani heveslerdir."
527. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Büyüklüğün afeti kaza ve kaderi en-gelleyen şeylerdir."
528. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nefsin afeti dünyaya tutkun olmak-tır."

529. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Meşveret etmenin afeti görüşleri dikkate almamaktır."
530. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Padişahların afeti kötü davranmak-tır."
531. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Vezirlerin afeti kötü tabiatlı olmak-tır."

532. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alimlerin afeti makam sevgisi-dir."
533. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yöneticilerin afeti siyaset zayıflığı-dır."
534. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ordunun afeti, öndere itaatsizlik-tir."
535. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Riyazetin afeti, adetlerin galip gel-mesidir."
536. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Halkın afeti, itaatsizliktir."
537. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Takvanın afeti, kanaat azlığıdır."

538. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hakimlerin afeti, tamahtır."
539. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Adil insanın afeti, takvasının az olu-şudur."
540. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cesur insanın afeti, uzak görüşlülü-ğünü kaybetmesidir."
541. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Güçlünün afeti, düşmanı küçüm-semektir."
542. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hilmin afeti, horluktur."

543. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bağışın afeti, bekletmektir."
544. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İktisatlı olmanın afeti, cimrilik-tir."
545. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Heybetli olmanın afeti, mizahtır."
546. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aramanın afeti, başarısızlıktır."
547. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mülkün afeti, koruma zayıflığı-dır."
548. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sözleşmelerin afeti, riayet etme azlı-ğıdır."

549. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Riyasetin afeti, üstünlük taslamak-tır."
550. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Naklin afeti, yalan nakl etmektir."
551. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlmin afeti, ilimle amel etmemek-tir."
552. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Amelin afeti, ihlası terk etmek-tir."
553. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cömertliğin afeti, fakirliktir."
554. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Halkın afeti kötü alimdir."
555. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Adaletin afeti güçlü zalimdir."

556. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bayındırlığın afeti sultanın zulmü-dür."
557. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kudretin afeti, iyiliğe engel olmak-tır."
558. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aklın afeti, kendini beğenmektir."
559. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sözün afeti, yalandır."

560. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Amellerin afeti, amel edenlerin aciz-liğidir."
561. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Arzuların afeti, ecellerin gelişi-dir."
562. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Vefa göstermenin afeti, sözünde durmamaktır."
563. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Uzak görüşlülüğün afeti, işin işten geçmiş olmasıdır."
564. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Emanetin afeti, hıyanettir."

565. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Fakihlerin afeti, (kötülüklerden) sa-kınmamaktır."
566. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cömertliğin afeti, savurganlıktır."
567. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Maaşın afeti, kötü idare etmek-tir."
568. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sözün afeti, uzatmaktır."

569. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zenginliğin afeti, cimriliktir."
570. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Emellerin afeti, eceldir."
571. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hayrın afeti, kötü arkadaştır."
572. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İktidarın afeti, zulüm ve isyan-dır."

573. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Afetlerin başı lezzetlere düşkünlük-tür."
574. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aklın afetlerinin en kötüsü kibir-dir."


16.Konu el-Ekl Yemek


Vesail'uş Şia, 16/405, Ebvab-u Adab-il Maide

bak.
el-Himmet, 4029. Bölüm; el-Carr, 643. Bölüm; el-Heram, 804. Bölüm; el-Hamr, 1124. Bölüm

98.Bölüm Az Yemek


575. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Az yemek, nefsi daha değerli ve sıhhati daha sürekli kılar."
576. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Az yiyenin dertleri de az olur."
577. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Az yiyenin düşünceleri saf ve berrak olur."
578. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Az yiyen kimsenin hesabı da az olur."

579. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Az yiyen kimsenin karnı (midesi) salim ve kalbi sefalı olur. Çok yiyen kimsenin karnı hasta ve kalbi katı olur."
580. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Giyiniz ve karnınızın (midenizin) yarısı dolana kadar yiyiniz ve içiniz. Şüphesiz bu peygamberlikten bir bö-lümdür."

581. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kimin tespihi ve (Allah'ı) ulu-laması çok olur; yiyeceği, içeceği ve uykusu az olursa melekler kendisine iştiyak duyar."

582. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah kulunun sala-hını irade ederse, ona az konuşmayı, az yemeyi ve az uyumayı ilham eder."
583. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Az yemek iffetten, çok yemek ise is-raftandır."
bak. el-Fezilet, 3217. Bölüm

99. Bölüm Çok Yemek


584. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çok yemek ve çok uyumak nefsi bozar ve bir çok zarar doğurur."
585. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çok yemek ağzın kötü kokmasına sebep olur."

586. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çok yiyenin sıhhati az olur ve geçi-mi kendisine ağır gelir."
587. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çok yemek midesine düşkün ol-maktandır. Midesine düşkün olmak ise ayıpların en kötüsüdür."

588. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminin kalbine çok yemekten daha zararlı bir şey yoktur. Çok yemek iki şeye sebep olur: Kalbin katı-laşmasına ve şehvetin tahrik olmasına."
589. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Çok yiyerek ve içerek kalbinizi öl-dürmeyin. Zira hiç şüphesiz kalp de çok su aldığı taktirde çürüyen ekin gibi ölür."

590. Hz. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey İsrail oğulları! Çok yemeyiniz, zira çok yemek çok uykuyu getirir. Çok uyuyan kimse ise az namaz kılar. Namazı az olan kimse ise gafillerden yazılır."
591. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Çok yemekten sakınınız; zira çok yemek bedeni bozar, hastalık doğurur ve ibadetlerde bitkinliğe sebep olur."

592. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kalp, mide boş olunca hikmeti yüklenir; dolunca da hikmeti uzağa iter."
593. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanoğlu midesinden daha kötü bir kap doldurmamıştır."
594. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Midesi dolu olanlar yer ve gökle-rin melekutuna giremezler."
595. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin bir midesi ile yer, kafir ise yedi midesi ile yer."

596. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Korkak kalp ve doymaz karın, din hususunda ne kötü yardımcıdırlar."
597. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın en çok nefret ettiği şey, tıka basa doldurulan midedir."
598. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın en çok nefret ettiği şey, dolu midedir."
599. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a en uzak kimse karnı tıka basa dolu olandır."

600. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Çok yemekten sakının, zira çok yemek kalbi katılaştırır, organları Allah'a itaat hususunda bitkin düşürür. Himmetleri öğüt dinlemekten sağır kılar."

601. İmam Sadık (a.s), Hz. Yahya (a.s) ve İblis arasında geçen konuşma hakkın-da şöyle buyurmuştur: "Yahya İblis'e şöyle dedi: "Şu kulplar nedir?"İblis şöyle dedi: "Bunlar insanoğlunun kapıldığı şehvet ve arzulardır."Hz. Yahya, "Onlardan benim için de bir şey var mıdır?"diye sorunca İblis şöyle dedi: "Sen tıka basa doyunca

seni namazdan ve Allah'ı zikretmekten alı-koyarız."Bunun üzerine şöyle dedi: "Allah'a andolsun ki ben de asla midemi yemekle doldurmayacağım."İblis şöyle dedi: "Allah'a andolsun ben de hiç bir Müslümanın hayrını istemeyeceğim."Daha sonra Ebu Abdillah (İmam Sadık) (a.s) şöyle buyurdu:

"Allah'a andolsun ki Cafer (ben) ve ailesi de asla karınlarını yiyecekle doldurmayacaktır. Allah'a an-dolsun ki Cafer ve ailesi asla dünya için çalışmayacaktır."
bak. vesail'uş Şia, 16/405, 1. Bölüm


100:Bölüm Ölçülü Yemek ve Ölçülü Yemenin Sıhhatteki Rolü


602. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer insanlar ölçülü yerlerse be-denleri sağlıklı kalır."
603. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nice bir defa yemek, insanın çok yemesine engel olur."
604. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çok yemekten sakın, kim tıka basa yerse hastalığı da çok olur."

605. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölçülü yiyen kimsenin sıhhati artar, düşüncesi sağlıklı olur."
606. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Karnın sürekli dolu olmasından sa-kın, zira bu dertlerin çıkmasına ve hastalıkların oluşmasına sebep olur."
607. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Açlık ve hastalık bir araya toplan-maz."
608. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sıhhat ve oburluk bir araya toplan-maz."

101. Bölüm Çok Yemenin Zararları


609. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aşırı doyan kimseyi oburluk ağırlaş-tırır. Her kimi de oburluk ağırlaştırırsa zekiliğine engel olur."
610. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çok yemekten sakın, zira çok yiyen kimsenin hastalıkları artar ve rüyaları karmaşık olur."
611. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çok yemekten sakın; zira çok yemek kalbi katılaştırır, namaz hususunda ağırlaştırır ve bedeni bozar."

612. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Oburluk zekilik ile birlikte ol-maz."
613. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Oburluk zekilikle bir araya gel-mez."
614. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mide helallerle dolunca, kalp hayır ve salahını görme hususunda körelir."

615. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim çok yemeye ve içmeye adet ederse kalbi katılaşır."
616. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aşırı doymayınız, zira aşırı doy-mak kalplerinizdeki marifet nurunu söndürür."
bak. el-Hikmet, 924. Bölüm

102. Bölüm Aşırı Yemek Takvayı Yok Eder


617. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aşırı yemek takvayı yok eder."
618. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Tıka basa doymak tekebbür ve dünya sarhoşluğu getirir, takvayı yok eder."
619. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aşırı doymaya adet etmek bir çok hastalıklara neden olur."

620. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aşırı doymak takvanın ne kötü ar-kadaşıdır."
621. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aşırı doymak günahların ne güzel yardımcısıdır."

103. Bölüm Açlık


622. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ı düşünen, Al-lah'tan korkan ve Allah için çalışan kimse kendisini açlığa alıştırmalıdır. Öyle ki artık içinde doymaya karşı bir iştiyak duymasın. Atları da yarış ve ödül almak için bu şekilde yetiştirir, zayıf tutarlar."
623. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İçi yemekten boş olan, aç kalan ve sabreden kimseye ne mutlu. Bunlar kıyamet gününde doyacak olanlar-dır."

624. İmam Hadi (a.s) şöyle buyurmuştur: "Geceyi ihya etmek uykuyu tatlılaş-tırır; açlık ise yemeği lezzetli kılar."
625. Allah'ın dostlarının nitelikleri hakkında, Mirac hadisinde şöyle yer almıştır: "Karınları haram lokma hususunda boştur."

626. Hakeza has insanlar hakkında Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ya Rabbi! Onların (has insanların) alametleri nedir? (Allah) şöyle buyurdu: "Onlar dünyada zindanda yaşarlar. Dilleri çok konuşmaktan ve mideleri çok yemekten (adeta) onları hapsetmiştir."
bak. el-Fezilet, 3217. Bölüm ve ed-Deva, 1287. Bölüm

104. Bölüm Açlığın Etkileri


627. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hikmetin nuru açlıktır. Aşırı doymak ise Allah'tan uzaklaşmaktır. O halde tıka-basa doymayın; zira aşı-rı yemek kalplerinizdeki marifet nurunu söndürür."

628. Mirac hadisinde Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ya Rabbi! Açlığın mirası (etkileri) nelerdir? (Allah) şöyle buyurdu: "Hikmet, kalbi korumak, bana yakınlaşmak, sürekli hüzün, insanlar arasında külfetsiz yaşamak, hak söz söylemek, kolay veya zora yaşamaktan korkmamak."

629. Hakeza Mirac hadisinde şöyle yer almıştır: "Ey Ahmet! Şüphesiz kulun karnı aç kalırsa ve dilini korursa ona hikmeti öğretirim. Kafir olur-sa hikmeti aleyhine bir hüccet ve vebal olur."
630. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Yemek yemeyen ve açlık çeken kimseye ne mutlu! Kıyamet gününde doyacak olanlar onlardır."
631. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nefsi esir almada ve adetleri yok etmede ne güzel yardımcıdır açlık!."

105. Bölüm Yemekte Ölçü


632. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Canın çektiği halde yemekten el çek. Böyle yapacak olursan yemeği çok lezzetli bulursun."
633. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İştahın olunca yemek ye ve henüz iştahın varken yemekten el çek."
634. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim fazla yemek yerse afiyetle yemiş olmaz, her kim de (az veya çok değil), ölçülü yerse ondan faydala-nır. Su da böyledir.

O halde bunun yolu yeterince yemek ve henüz az bir iştahın varken yemekten el çekmektir. Bu iş mideni ve bedenini sıhhatli kılar. Aklını geliştirir ve bedenini çevik kılar."
635. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim sıhhatli, zayıf ve çevik bedenli olmak isterse akşam yemeğini azaltsın."


106. Bölüm Sofra Adabı


636. İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sofra adabı on iki tanedir ve her Müslümanın bunu bilmesi gerekir. Dört tanesi farz, dört tanesi sünnet, dört tanesi ise edeptendir.

Farz olan dört tanesi şunlardır: Marifet, rıza, Allah'ın adını anmak ve şükür. Sünnet olan dört tane ise şunlardır: Ye-mekten önce abdest almak, sol tarafı üzerine oturmak, üç parmakla yemek ve parmaklarını yalamak. Edepten olan dört tanesi ise şunlardır: Önünden yemek, lokmayı küçük almak, güzel çiğnemek ve insanların yüzüne az bakmak."

637. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim yemeğin kendisine zarar vermesini istemiyorsa acıkmadıkça yememeli ve midesini boş bırakmalıdır. Yemek yiyince Allah'ın adını anmalı, lokmayı iyice çiğnemeli ve henüz iştahı varken yemekten el çekmelidir."

638. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yemekten önce ve sonra elini yı-kayan kimseye başında ve sonunda bereket verilir, hayatta olduğu müd-detçe refah içinde yaşar ve bedensel hastalıklardan güvende kalır."
639. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim yemek yerken Allah'ın adı-nı anarsa, yemekten şikayet etmeyeceği (zarar görmeyeceği) hususunda kendisine garanti veririm."

640. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim yerken ve içerken ilk önce Allah'ın adını anar ve sonunda Allah'a hamd ederse asla kendisinden o yemeğin nimeti hususunda soru sorulmaz."
641. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yemeğe ilk önce tuz ile başlayınız, zira insanlar tuzda olan şeyleri bilselerdi onu denenmiş panzehirlere ter-cih ederdi."

642. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yemek yerken aziz ve celil olan Al-lah'ın adını çok anınız, yemek yemede aşırı gitmeyiniz. Bu da Allah'ın nimetlerinden biridir."
643. Şöyle rivayet edilmiştir: "Sofra başında oturmayı uzatınız, zira bu vakit-ler ömrünüzden sayılmaz."

644. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sıcak yemeği soğutunuz, zira Pey-gambere (s.a.a) sıcak yemek getirilince şöyle buyurdu: "Onu soğutunuz; aziz ve celil olan Allah sizlere ateş yedirmez. Bereket soğuk yemekte-dir."
645. İmam Sadık (a.s) babalarından (a.s) naklettiği "Peygamberin (s.a.a) yasakla-rı"hadisinde şöyle buyurmuştur: "Peygamber yiyecek ve içeceğe üflemeyi ya-saklamıştır."

646. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim iki göz kendine baktığı halde yemek yer de onu yemeğe davet etmezse dermansız bir derde düçar olur."
647. Necih şöyle diyor: "Hasan bin Ali'yi (a.s) önünde köpek durduğu halde yemek yerken gördüm. Yediği her lokma kadar köpeğin önüne atıyordu. Kendisine şöyle dedim: "Ey İbn-i Resulillah! Köpeği sofrandan kovayım mı?"Şöyle buyurdu: "Onu kendi haline bırak. Ben, canlı bir varlık yüzüme bakarken yemek yediğim halde kendisine vermemekten haya ederim."


648. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kaplarınızı kapaksız bırakmayın. Böyle yaparsanız şeytan o suya tükürür ve ondan istediği kadar alır."
649. İmam Kazım (a.s) aşağılık insanlar hakkında şöyle buyurmuştur: "(Aşağılık insan) Sokak ve pazarda bir şey yiyen kimsedir."

650. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin, ehlinin (ailesinin) iştahıy-la yer. (Ehlinin sevdiği yemekleri tercih eder.) Münafık ise, ehli (ailesi) onun iştahıyla yer."

17. Konu el-Ulfet Ülfet-Kalplerin Uz-laşması


bak.
es-Sadik, 291. Konu; el-Uzlet, 351. Konu; el-Hamul, 152. Konu; el-İşre, 2732. ve 2734. Bölüm; er-Ruh, 1562. Bölüm, el-Eh, 36, 37 ile 40 ila 43. Bölümler